*kim bunlar Alev? -bilmem *tanımıyorum.ama yazıları gayetten tanıdık. -maskedir yavrum be..boşver.. *neden insan dönüp dolaşıp kürkçü dükkanına gelir Alev? -hayatın kuralı bu tatlım..^^masks rule the world.^^… *peki nedir oynanan bu dünya tiyatrosunda? -antoloji,ev,iş,sokakta…hepsi aynı be gülüm…..^^dramo-trajedi^^.. *alışamadım yahu.. -alışmak güç..ama alış artık… alış… *sıkıldım ben.. -gidelim mi yani? ...nasıl gidecez? *gidelim yavrum be.. -sigarayı nasıl bırakacaz peki..? *onu bırakamayız işte.. -e..ben de onu diyorum işte güzelim…nasıl gidecez diyorum… *bilmem.. -kim bunlar Alev? *maskeler tatlım…binlerce…milyonlarca…maskeler..
Sağ occipital hematom’du tanısı. Doktorlar ve hemşireler için belki de bir isim ve soyaddı….Amcamdı…
Önce femoral venden girilecek…ardından beyin anjiografisi yöntemiyle beynin sağ hemisferinde patlamaya(kanamaya) hazır bir bomba gibi durmakta olan minik damar ağına(arterio venöz malformasyon) ulaşılacak…sonra jelimsi bir trombolitik madde enjekte edilecekti oraya…ardından operasyonun başarısını gösteren filmler çekilecek…her şey yolundaysa olay tamamlanmış olacaktı…eğer değilse…o zaman açık beyin ameliyatı yapılacaktı…
Önce kafa derisi Kızılderililerden daha başarılı bir şekilde kaldırılacak(otopsi gibi) ….Matkap benzeri bir aletle üç yerinden minik delikler açılacaktı kafatasında…sonra hedefini bulan kesici bir tel guide itilerek…iki delikten geçirilecek…öne geriye hareketle testereyle keser misali üçgen bir kapak oluşturulacaktı…sonra o kafatasından kapak kaldırılacak…özel aletlerle beyine ulaşılacaktı…oradaki kanama bölgesi temizlenecek…sonra kapak geri kapatılıp…kazınmış olan saçlı deri sütüre edilecekti…
Eğer her şey yolunda gitseydi…
Yoğun bakıma girdim… ^^Beni kurtar ne olur..^^ ifadesiyle baktı gözlerime….
Bu bakışı ne çok görmüştüm bugüne dek…sayısını unutmuştum hatta…
Sepsisli bir bebeğin gözlerinde de… Midesi yıkanan yanlışlıkla ilaç içmiş bir çocugun gözlerinde de… Büyük bir elli bin lira özefagusunda(yemek borusunda) durmakta olan bir minişin güzel masum yüzünde de…
Yapılacak şeyi yapmıştım her zaman… Yanına gidip saçlarını okşamış…
Kulağına fısıldamıştım usulca…
^^İyileşeceksin meleğim… Seni kurtarmak için her şeyi yapacağım… Ve bunu sadece dudaklarının kenarında oluşma ihtimali olan küçük bir tebessüm için…bir gülüşün için yapacağım….
Merak etme sen… Buradayım… Tam yanında duruyorum… Yalnız değilsin meleğim…
Sen ki tertemiz dualarım kadar güzelsin… Allahım…ne olur bana yardım et…
Seni kurtaracağım…^^
Dünyanın en güzel tebessümünü gördünüz mü hiç iyileşmiş bir çocuğun gözlerinde ve dudaklarında… Ben gördüm… Karşılığında trilyonlar verseler…karşılığı ödenmezdi o güzelliğin..
Şimdiyse yoğun bakımdaydım… Üzerimde menekşe iğreti ziyaretçi doktor üniforması…ayaklarımda galoşlar..
Bir yatakta yatıyordu öylece… Baba yarım…amcam..can özüm… Her yanından başka bir monitorizasyon kablosu fışkırıyordu…bacak arasında bir sonda… El öpüp bayram harçlığı aldığım O güzel burma bıyıklı adam…şimdi tanınmaz haldeydi…
Başında duran maviler giyinmiş doktor bey tanımış gözlerle baktı yüzüme… -Çukurovadan mı doktor hanım… -Ewet dedim…
-Dönem arkadaşıyız dedi…Ben anestezi bölümünde ihtisas yapıyorum… -Yaa dedim..ben de pediatrideyim..
Yakınınız mı yoksa? diye sordu. -Amcam… dedim yaşlı gözlerle…
Tekrar operasyon planlıyorlar komplikasyon gelişmiş dedi…hastanın genel durumunu değerlendirmeye geldim..anestezi alıp alamayacagını bildirmek için -Ne olmuş peki..diye sordum…
Femoral venden (kasıktan) girmişler…Tam o jelatinöz maddeyi enjekte ederken..yeni bir beyin kanaması yaşanmış…Şu an sol kol ve bacağı hemiplejik durumda dedi..(sol kol ve bacak tamamen hareketsiz ve hissiz-FELÇ) Şu an SAK(subarachnoid kanama) halinde…dedi…(beyin kanaması tüm beyin boşlukları ve medulla spinalise(omurilik boşluklarına) yayılmış vaziyette)
-Konuşamadım…avazım çıktığı kadar sustum hıçkırıklara boğulmamaya çalışarak… Metanetimi kaybetmemeliydim..Burada..tam da bu anda olmazdı…
O hissiz ama dünyanın en ulvi elini tuttum… Dudaklarıma götürdüm…
Bir bebek gibiydi karşımda….savunmasız…gözlerinin feri sönmüştü… Sağ elini mütemadiyen hareket ettiriyor… Peltek aksanı ve konuşmasıyla bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu..
Sağ elini getirip sol elini buluyor… Sonra sol elini tutup on cm kadar yukarıya kaldırıyordu…ve yere bırakıyordu… Yerçekiminin etkisiyle düşen elini gördüğüm zaman….sanki hançerler saplanıyordu kuş gibi çırpınan minik yüreğime… Bak Selin… demek istiyordu…yapılan enjeksiyonu beden diliyle annesine şikayet eden minik çocuklar gibi… ^^Bak..görüyor musun..sol elim kendiliğinden düşüyor….^^ ^^Sol elim nerde Selin^^… diyordu sonra…daha az önce bana elinin hareketsizliğini gösterdiğini unutarak…
^^Amcam…^^..dedim saçları kazınmış başını okşayarak… Kulağına fısıldayarak… Bütün çaresizliğimle…(çünkü ben nöroşirürji uzmanı değildim..dalım pediatriydi..)
Amcam..canım… İyileşeceksin… Senin iyileşmen için her şeyi yapacağım.. Ne günler atlattık biz… Bunu da atlatacağız…^^…
Ona ^^sana gelirken anayola çıkmaya çalıştığımda dalgınlıktan bir arabanın arka kapısını dağıttım..saatlerce uğraştım polis tutanak ve kasko meselesini halledebilmek için…bir bayan olarak yoruldum artık hayatın omzuma yüklediği sınırsız ezgilerden amca…bana yardım et ne olur..^^..diyemedim..
O kadar benim dışımda gelişiyordu ki her şey…müdahale sınırlarımın ötesinde…Operasyon odasında olamazdım ki…
Ona ^^Seni kurtaracağım^^ da diyemedim..dünyanın en büyük acısını taşıyarak sol cenabımda…terzi ne zaman kendi söküğünü dikebilmişti…
Sadece… Onun iyileşeceğine…bütün şeylerin kötüye gitmesine rağmen….umutsuzca ama….ÖLESİYE…İNANMAK İSTEDİM…………
Aynı dili konuşmamıza sebep güldüm yüzüne, gülecek mecalim yokken bıle! Sen ünlem dedin ben virgül dedim diye, sonuçsuz bır cümle kaldı geriye. Ben ortak noktamız olduğundan üç noktayı tercih ediyorum. Şairlerin yalnızlığını tadıyorum, kalabalıklar içindeki yalnızlık...
Hayat, sonu bilinmeyen cümlelerin sonuna konan üç nokta gibi devam ediyor ama sonunu tam olarak bilemiyoruz.. . ...Satır aralığına sakladığım hayatıma kefaret biçen nergis çiçeği kendine aşıkken, ne de kolay düşüyor insan toprağa. Susamışlığın getirdiği yükü çeken her dudağın hayata karşı söyleyeceği sözü varken, asıl olananın söylenmediği bir hayatı yaşıyoruz... Masal dinleyen bir çocuğun düşlerine inanan ben kahramanı olurken bu hikayenin. Tekrarı olmayan bu hikayede suç işleyen her çocuğa verilen cezaya razı oldum. Bir film...
Filmin başroloyuncusu değilizdir başkalarına göre. Oysa en çok ağlayan olduğumuzdan filmin sonunu çizmek bizim hakkımızdır... Bize göre film; ki başı yok sonu ise sonsuz..............
Benim bildiklerim bu iken, bildiklerim bundan ibaretken ne yazayım?
Karanlığıma rağmen Antigone olup çilede kalmaya ve düşlerini emanet etmek isteyen bir kalp arayan güzel ruhların düşlerini emaneten alıp en kuytularda saklamaya razıyken ne yapmalıyım?
Oyuncular: Diego Luna, Romola Garai, Sela Ward, John Slattert, January Jones, Mika Boorem, René Lavan, Mya Harrison
18 yaşındaki Amerikalı Katey Miller, 1958 kasımında ihtilalden hemen önce ailesiyle birlikte Havana’ya taşınır. Genç kızın dans yeteneği, yetenekli dansçı Javier’in gözünden kaçmaz. Arkadaş olan ikili birlikte bir dans yarışmasına katılmaya karar verir ve Havana gece kulübünde gizlice buluşarak yarışmaya hazırlanırlar.
Bu sırada Küba’da siyasi krizler yaşanmakta, Castro’nun adamları ülkedeki Amerikalıları ülke dışına çıkmaya zorlamaktadır. Javier ile arasında romantik bir ilişki başlayan Katey gitmekle kalmak arasında kararsızdır...
Latin dans ve müziklerini sevenler için tam bir şölen...
*kim bunlar Alev?
-bilmem
*tanımıyorum.ama yazıları gayetten tanıdık.
-maskedir yavrum be..boşver..
*neden insan dönüp dolaşıp kürkçü dükkanına gelir Alev?
-hayatın kuralı bu tatlım..^^masks rule the world.^^…
*peki nedir oynanan bu dünya tiyatrosunda?
-antoloji,ev,iş,sokakta…hepsi aynı be gülüm…..^^dramo-trajedi^^..
*alışamadım yahu..
-alışmak güç..ama alış artık… alış…
*sıkıldım ben..
-gidelim mi yani? ...nasıl gidecez?
*gidelim yavrum be..
-sigarayı nasıl bırakacaz peki..?
*onu bırakamayız işte..
-e..ben de onu diyorum işte güzelim…nasıl gidecez diyorum…
*bilmem..
-kim bunlar Alev?
*maskeler tatlım…binlerce…milyonlarca…maskeler..
Flame
29.12.04
Sağ occipital hematom’du tanısı.
Doktorlar ve hemşireler için belki de bir isim ve soyaddı….Amcamdı…
Önce femoral venden girilecek…ardından beyin anjiografisi yöntemiyle beynin sağ hemisferinde patlamaya(kanamaya) hazır bir bomba gibi durmakta olan minik damar ağına(arterio venöz malformasyon) ulaşılacak…sonra jelimsi bir trombolitik madde enjekte edilecekti oraya…ardından operasyonun başarısını gösteren filmler çekilecek…her şey yolundaysa olay tamamlanmış olacaktı…eğer değilse…o zaman açık beyin ameliyatı yapılacaktı…
Önce kafa derisi Kızılderililerden daha başarılı bir şekilde kaldırılacak(otopsi gibi) ….Matkap benzeri bir aletle üç yerinden minik delikler açılacaktı kafatasında…sonra hedefini bulan kesici bir tel guide itilerek…iki delikten geçirilecek…öne geriye hareketle testereyle keser misali üçgen bir kapak oluşturulacaktı…sonra o kafatasından kapak kaldırılacak…özel aletlerle beyine ulaşılacaktı…oradaki kanama bölgesi temizlenecek…sonra kapak geri kapatılıp…kazınmış olan saçlı deri sütüre edilecekti…
Eğer her şey yolunda gitseydi…
Yoğun bakıma girdim…
^^Beni kurtar ne olur..^^ ifadesiyle baktı gözlerime….
Bu bakışı ne çok görmüştüm bugüne dek…sayısını unutmuştum hatta…
Sepsisli bir bebeğin gözlerinde de…
Midesi yıkanan yanlışlıkla ilaç içmiş bir çocugun gözlerinde de…
Büyük bir elli bin lira özefagusunda(yemek borusunda) durmakta olan bir minişin güzel masum yüzünde de…
Yapılacak şeyi yapmıştım her zaman…
Yanına gidip saçlarını okşamış…
Kulağına fısıldamıştım usulca…
^^İyileşeceksin meleğim…
Seni kurtarmak için her şeyi yapacağım…
Ve bunu sadece dudaklarının kenarında oluşma ihtimali olan küçük bir tebessüm için…bir gülüşün için yapacağım….
Merak etme sen…
Buradayım…
Tam yanında duruyorum…
Yalnız değilsin meleğim…
Sen ki tertemiz dualarım kadar güzelsin…
Allahım…ne olur bana yardım et…
Seni kurtaracağım…^^
Dünyanın en güzel tebessümünü gördünüz mü hiç iyileşmiş bir çocuğun gözlerinde ve dudaklarında…
Ben gördüm…
Karşılığında trilyonlar verseler…karşılığı ödenmezdi o güzelliğin..
Şimdiyse yoğun bakımdaydım…
Üzerimde menekşe iğreti ziyaretçi doktor üniforması…ayaklarımda galoşlar..
Bir yatakta yatıyordu öylece…
Baba yarım…amcam..can özüm…
Her yanından başka bir monitorizasyon kablosu fışkırıyordu…bacak arasında bir sonda…
El öpüp bayram harçlığı aldığım O güzel burma bıyıklı adam…şimdi tanınmaz haldeydi…
Başında duran maviler giyinmiş doktor bey tanımış gözlerle baktı yüzüme…
-Çukurovadan mı doktor hanım…
-Ewet dedim…
-Dönem arkadaşıyız dedi…Ben anestezi bölümünde ihtisas yapıyorum…
-Yaa dedim..ben de pediatrideyim..
Yakınınız mı yoksa? diye sordu.
-Amcam… dedim yaşlı gözlerle…
Tekrar operasyon planlıyorlar komplikasyon gelişmiş dedi…hastanın genel durumunu değerlendirmeye geldim..anestezi alıp alamayacagını bildirmek için
-Ne olmuş peki..diye sordum…
Femoral venden (kasıktan) girmişler…Tam o jelatinöz maddeyi enjekte ederken..yeni bir beyin kanaması yaşanmış…Şu an sol kol ve bacağı hemiplejik durumda dedi..(sol kol ve bacak tamamen hareketsiz ve hissiz-FELÇ)
Şu an SAK(subarachnoid kanama) halinde…dedi…(beyin kanaması tüm beyin boşlukları ve medulla spinalise(omurilik boşluklarına) yayılmış vaziyette)
-Konuşamadım…avazım çıktığı kadar sustum hıçkırıklara boğulmamaya çalışarak…
Metanetimi kaybetmemeliydim..Burada..tam da bu anda olmazdı…
O hissiz ama dünyanın en ulvi elini tuttum…
Dudaklarıma götürdüm…
Bir bebek gibiydi karşımda….savunmasız…gözlerinin feri sönmüştü…
Sağ elini mütemadiyen hareket ettiriyor…
Peltek aksanı ve konuşmasıyla bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu..
Sağ elini getirip sol elini buluyor…
Sonra sol elini tutup on cm kadar yukarıya kaldırıyordu…ve yere bırakıyordu…
Yerçekiminin etkisiyle düşen elini gördüğüm zaman….sanki hançerler saplanıyordu kuş gibi çırpınan minik yüreğime…
Bak Selin… demek istiyordu…yapılan enjeksiyonu beden diliyle annesine şikayet eden minik çocuklar gibi…
^^Bak..görüyor musun..sol elim kendiliğinden düşüyor….^^
^^Sol elim nerde Selin^^… diyordu sonra…daha az önce bana elinin hareketsizliğini gösterdiğini unutarak…
^^Amcam…^^..dedim saçları kazınmış başını okşayarak…
Kulağına fısıldayarak…
Bütün çaresizliğimle…(çünkü ben nöroşirürji uzmanı değildim..dalım pediatriydi..)
Amcam..canım…
İyileşeceksin…
Senin iyileşmen için her şeyi yapacağım..
Ne günler atlattık biz…
Bunu da atlatacağız…^^…
Ona ^^sana gelirken anayola çıkmaya çalıştığımda dalgınlıktan bir arabanın arka kapısını dağıttım..saatlerce uğraştım polis tutanak ve kasko meselesini halledebilmek için…bir bayan olarak yoruldum artık hayatın omzuma yüklediği sınırsız ezgilerden amca…bana yardım et ne olur..^^..diyemedim..
O kadar benim dışımda gelişiyordu ki her şey…müdahale sınırlarımın ötesinde…Operasyon odasında olamazdım ki…
Ona ^^Seni kurtaracağım^^ da diyemedim..dünyanın en büyük acısını taşıyarak sol cenabımda…terzi ne zaman kendi söküğünü dikebilmişti…
Sadece…
Onun iyileşeceğine…bütün şeylerin kötüye gitmesine rağmen….umutsuzca ama….ÖLESİYE…İNANMAK İSTEDİM…………
Eternalflame/24 Kasım 2004
Aynı dili konuşmamıza sebep güldüm yüzüne, gülecek mecalim yokken bıle!
Sen ünlem dedin ben virgül dedim diye, sonuçsuz bır cümle kaldı geriye. Ben ortak noktamız olduğundan üç noktayı tercih ediyorum. Şairlerin yalnızlığını tadıyorum, kalabalıklar içindeki yalnızlık...
Hayat, sonu bilinmeyen cümlelerin sonuna konan üç nokta gibi devam ediyor ama sonunu tam olarak bilemiyoruz..
.
...Satır aralığına sakladığım hayatıma kefaret biçen nergis çiçeği kendine aşıkken, ne de kolay düşüyor insan toprağa. Susamışlığın getirdiği yükü çeken her dudağın hayata karşı söyleyeceği sözü varken, asıl olananın söylenmediği bir hayatı yaşıyoruz... Masal dinleyen bir çocuğun düşlerine inanan ben kahramanı olurken bu hikayenin. Tekrarı olmayan bu hikayede suç işleyen her çocuğa verilen cezaya razı oldum. Bir film...
Filmin başroloyuncusu değilizdir başkalarına göre. Oysa en çok ağlayan olduğumuzdan filmin sonunu çizmek bizim hakkımızdır... Bize göre film; ki başı yok sonu ise sonsuz..............
Benim bildiklerim bu iken, bildiklerim bundan ibaretken ne yazayım?
Karanlığıma rağmen Antigone olup çilede kalmaya ve düşlerini emanet etmek isteyen bir kalp arayan güzel ruhların düşlerini emaneten alıp en kuytularda saklamaya razıyken ne yapmalıyım?
Alıntı
Kirli Dans 2
Dirty Dancing II: Havana Nights
Oyuncular: Diego Luna, Romola Garai, Sela Ward, John Slattert, January Jones, Mika Boorem, René Lavan, Mya Harrison
18 yaşındaki Amerikalı Katey Miller, 1958 kasımında ihtilalden hemen önce ailesiyle birlikte Havana’ya taşınır. Genç kızın dans yeteneği, yetenekli dansçı Javier’in gözünden kaçmaz. Arkadaş olan ikili birlikte bir dans yarışmasına katılmaya karar verir ve Havana gece kulübünde gizlice buluşarak yarışmaya hazırlanırlar.
Bu sırada Küba’da siyasi krizler yaşanmakta, Castro’nun adamları ülkedeki Amerikalıları ülke dışına çıkmaya zorlamaktadır. Javier ile arasında romantik bir ilişki başlayan Katey gitmekle kalmak arasında kararsızdır...
Latin dans ve müziklerini sevenler için tam bir şölen...
hayretten dona kalmak..
şaşkınlık bildirir...
anneler...
aylin aslımın iğrenç şarkısı...
iş bitirici...
eline çabuk...
başarının sırrıdır...
İzmire çok yakın...
sadece erkekler için kullanılabilir..
hatta karizma yaparlar Don Juan de Marco gibi...
kadınlar çapkın olursa öcüdür...