Belediye Gelirleri kanunun 12. maddesine göre belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde işyerlerinin girişine asılan tabelalar ilan ve reklam vergisine tabiymiş..:=(
Ben öyle sevmek istedim ki seni… Ellerimle yüzünü avuçlarımın içine alıp…tam gözlerinin içine bakmalıydım…gözlerini gözlerimden kaçırmana izin vermeden…sıcacık gülümsememi ve sevgiyle dolu yüreğimi gözlerimin kahverengi ebruli aynasına yansıtıp…
^^Seni seviyorum…hep sevdim…..sonsuza kadar da seveceğim… Beni severken yorulmayacaksın…senden karşılık beklemeyeceğim…sadece sınırsız ve beklentisiz....ve sonsuza kadar….Seni seveceğim….^^ demeliydim…
Ve önce tek tek gözlerine ve dudaklarına bir öpücük kondurup sözlerimi gözyaşlarımla mühürlemeliydim…
Hiç düşünmemiştim daha önce böyle bir durumu..Ve hiç sormamıştım kendime bu soruyu..Zaman ve mekan öyle şeyler getiriyor ki insana apansız.. Bir an duraksayıp..Ben neredeyim,ne yapıyorum,kimim,neden buradayım diye sorular yöneltiyorsun alt benliğine..
Ve orada, tam da orada gizli, aslında hiç de duymak istemediğin,buruşturup çöp kutusuna atıp kurtulduğun kağıtlar misali düşünceler karşılıyor seni kapıyı açarak..
Bizler sevmediğimiz beğenmediğimiz yaşanmışlıklarımızı atarız o kuytu sahiline beynimizin.Hiç yaşamamış olmayı umarak, ama mecburen yaşayarak ve sonu hüsranla biten gerçeklerin üzerine beyaz tül bir perde çeker gibi..onları elimizdeki silgiyle silmek istercesine atar en derinlere, ve unuturuz sonra…Böylesi daha iyidir..daha huzurlu kılacaktır bizi…Ruhumuzdaki iflah olmaz keşmekeş durulacak, yerine düzenli ve tertipli, bir kütüphane raflarına dizilmiş kitaplar misali güzel, parlak, gökkuşağı renginde bir sükunet kaplayacaktır zihnimizi…
Ben hep güneşlere inanırdım eskiden..O güneş ki ışınlarıyla etrafındakilere hayat dağıtırdı...Her yeni doğan günde, günebakanlar selamlardı onu tutkuyla…
Aşıktı günebakan güneşe..Güneş nereye o orayaydı..Başka bir şey bilmezdi sevmekten başka..Çıkarsız ve beklentisiz..o nereye giderse peşinden salardı taç yapraklarını güneşinin…Sorgulamazdı..Güneş var oldukça ve ısıttıkça, umarsız sevmeye devam derdi..Vazgeçmek yok derdi kendince…
Bir gün dayanamadı güzel günebakan..Sordu güneşe, sabah ilk ışınlarını bir anne şevkatiyle dağıtmaktayken bütün doğaya..
Ben kimim ey güneş dedi? ..Ben neyim? ..binlerce günebakan vardır belki dünyada seni seven..ama ben ayrıyım…öyle olmalıyım..öyle hissetmeye ihtiyacım var çünkü dedi…Tam da şurada ötede duran bir ayçiçeği var bana sevdalı..Sokulur durur yanıma..yapraklarını dolar belime her gün usanmadan…Oysa ben onu değil seni istedim der güneşe..senin beni sevmeni istedim..Senin için özel olmak,ayrıcalıklı olmak istedim …sıradanlıktan uzak…
Güneş cevap verir umarsız..Ama ben her çiçeğe ışık dağıtmakla yükümlüyüm…sana ayrıcalık yapamam ki güzel günebakan..Üstelik sana her huzmemden iki kat,ve hatta beş katı verdim ben..fark etmedin mi? ..ama bundan fazlası elimden gelmez…üzgünüm..bunu yapamam…
Günebakan küser güneşe…Her sabah herkes güneşe dönerken o inatla yanındaki sevdalı günebakanına bakmak ister..Sıkılmıştır artık..Belki de yorulmuştur..yıpranmıştır veya belki de…Oysa her küsüşünde daha fazla ışık huzmesi yollar güneş ona..Fark ettirmek ister gibidir kendisini..Bak ben buradayım der gibidir..Günebakan gene mutlu ve umutlu çevirir yüzünü ışık huzmeleri yollayan güneşine..Kalbini ısıtır dallarını ve yapraklarını ısıtmaktan çok aslında..Bu böyle devam eder tarihin tekerrürü misali bir süre…
Taa ki günebakan sevdalı olduğu güneşin gönderdiği huzmelerin ona yetmediğini fark edene kadar..Yüreği isyanlarda son bir hışımla ^^İstemiyorum der..Ya hep,ya hiç.^^der bir sabah..ve mutluluklar dileyip güneşe,..^^tak sepeti koluna,herkes kendi yoluna^^.. mısralarını mırıldanır fısıltıyla…
Bilir aslında bu ne çözümdür,ne de bir ilaç..ama yapacak bir şey yoktur..Çünkü sonu yoktur..Nerede görülmüştür bir güneşle günebakanın aşkı…
Ve gün gelir gene tekerrürler zincirleme kaza misali yapışır yakasına günebakanın… Başka bir günebakan vardır yamacında…ona sevdalı… Aniden…ve birdenbiredir her şey Orhan Velinin dizeleri gibi….
^^Her şey birdenbire oldu. Birdenbire vurdu gün ışığı yere; Gökyüzü birdenbire oldu; Mavi birdenbire.
Her şey birdenbire oldu; Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan; Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire. Yemiş birdenbire oldu.
Birdenbire, Birdenbire; Her şey birdenbire oldu. Kız birdenbire, oğlan birdenbire; Yollar, kırlar, kediler, insanlar...
Aşk birdenbire oldu, Sevinç birdenbire.^^
Güzel günebakan bir anda anlar ki….güneş yerine konulan kendisidir…. Korkar bu durumdan…. Kaçmak ister kaçamaz…
Ruhundaki jigsaw puzzle ın karelerini tamamlayacak mı acaba diye düşünürken bir yandan….Etkilenmenin rehavetini üzerinden atmaya çalışarak mantıklı düşünmeye çalışır…
Ve kendine sorar günebakan…
Günebakan olmak mı zor…? Yoksa güneş mi?
Düşünür…gene düşünür…
Cevap bulamaz…ama anlar ki güneş olmak zor zanaat….
Belki de en güzeli masmavi bir gökyüzünde dalgalanan umarsız bir uçurtma olmak….
sıfırı ne ile toplarsan topla sonuç aynıdır.
yunan söylencelerinde tıp tanrısı...
ergüder yoldaş
^^King^^ lakaplı NBA oyuncusu..
70-80'li yıllara damgasını vurmuş bir besteci..
Bir komedyen(stand up) olan Seinfeld ve onun 3 arkadaşı, Elaine, George ve Kramer arasında geçen komik olayları anlatan eğlenceli cnbc-e dizisi....
Belediye Gelirleri kanunun 12. maddesine göre belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde işyerlerinin girişine asılan tabelalar ilan ve reklam vergisine tabiymiş..:=(
Ben öyle sevmek istedim ki seni…
Ellerimle yüzünü avuçlarımın içine alıp…tam gözlerinin içine bakmalıydım…gözlerini gözlerimden kaçırmana izin vermeden…sıcacık gülümsememi ve sevgiyle dolu yüreğimi gözlerimin kahverengi ebruli aynasına yansıtıp…
^^Seni seviyorum…hep sevdim…..sonsuza kadar da seveceğim…
Beni severken yorulmayacaksın…senden karşılık beklemeyeceğim…sadece sınırsız ve beklentisiz....ve sonsuza kadar….Seni seveceğim….^^ demeliydim…
Ve önce tek tek gözlerine ve dudaklarına bir öpücük kondurup sözlerimi gözyaşlarımla mühürlemeliydim…
Hiç düşünmemiştim daha önce böyle bir durumu..Ve hiç sormamıştım kendime bu soruyu..Zaman ve mekan öyle şeyler getiriyor ki insana apansız..
Bir an duraksayıp..Ben neredeyim,ne yapıyorum,kimim,neden buradayım diye sorular yöneltiyorsun alt benliğine..
Ve orada, tam da orada gizli, aslında hiç de duymak istemediğin,buruşturup çöp kutusuna atıp kurtulduğun kağıtlar misali düşünceler karşılıyor seni kapıyı açarak..
Bizler sevmediğimiz beğenmediğimiz yaşanmışlıklarımızı atarız o kuytu sahiline beynimizin.Hiç yaşamamış olmayı umarak, ama mecburen yaşayarak ve sonu hüsranla biten gerçeklerin üzerine beyaz tül bir perde çeker gibi..onları elimizdeki silgiyle silmek istercesine atar en derinlere, ve unuturuz sonra…Böylesi daha iyidir..daha huzurlu kılacaktır bizi…Ruhumuzdaki iflah olmaz keşmekeş durulacak, yerine düzenli ve tertipli, bir kütüphane raflarına dizilmiş kitaplar misali güzel, parlak, gökkuşağı renginde bir sükunet kaplayacaktır zihnimizi…
Ben hep güneşlere inanırdım eskiden..O güneş ki ışınlarıyla etrafındakilere hayat dağıtırdı...Her yeni doğan günde, günebakanlar selamlardı onu tutkuyla…
Aşıktı günebakan güneşe..Güneş nereye o orayaydı..Başka bir şey bilmezdi sevmekten başka..Çıkarsız ve beklentisiz..o nereye giderse peşinden salardı taç yapraklarını güneşinin…Sorgulamazdı..Güneş var oldukça ve ısıttıkça, umarsız sevmeye devam derdi..Vazgeçmek yok derdi kendince…
Bir gün dayanamadı güzel günebakan..Sordu güneşe, sabah ilk ışınlarını bir anne şevkatiyle dağıtmaktayken bütün doğaya..
Ben kimim ey güneş dedi? ..Ben neyim? ..binlerce günebakan vardır belki dünyada seni seven..ama ben ayrıyım…öyle olmalıyım..öyle hissetmeye ihtiyacım var çünkü dedi…Tam da şurada ötede duran bir ayçiçeği var bana sevdalı..Sokulur durur yanıma..yapraklarını dolar belime her gün usanmadan…Oysa ben onu değil seni istedim der güneşe..senin beni sevmeni istedim..Senin için özel olmak,ayrıcalıklı olmak istedim …sıradanlıktan uzak…
Güneş cevap verir umarsız..Ama ben her çiçeğe ışık dağıtmakla yükümlüyüm…sana ayrıcalık yapamam ki güzel günebakan..Üstelik sana her huzmemden iki kat,ve hatta beş katı verdim ben..fark etmedin mi? ..ama bundan fazlası elimden gelmez…üzgünüm..bunu yapamam…
Günebakan küser güneşe…Her sabah herkes güneşe dönerken o inatla yanındaki sevdalı günebakanına bakmak ister..Sıkılmıştır artık..Belki de yorulmuştur..yıpranmıştır veya belki de…Oysa her küsüşünde daha fazla ışık huzmesi yollar güneş ona..Fark ettirmek ister gibidir kendisini..Bak ben buradayım der gibidir..Günebakan gene mutlu ve umutlu çevirir yüzünü ışık huzmeleri yollayan güneşine..Kalbini ısıtır dallarını ve yapraklarını ısıtmaktan çok aslında..Bu böyle devam eder tarihin tekerrürü misali bir süre…
Taa ki günebakan sevdalı olduğu güneşin gönderdiği huzmelerin ona yetmediğini fark edene kadar..Yüreği isyanlarda son bir hışımla ^^İstemiyorum der..Ya hep,ya hiç.^^der bir sabah..ve mutluluklar dileyip güneşe,..^^tak sepeti koluna,herkes kendi yoluna^^.. mısralarını mırıldanır fısıltıyla…
Bilir aslında bu ne çözümdür,ne de bir ilaç..ama yapacak bir şey yoktur..Çünkü sonu yoktur..Nerede görülmüştür bir güneşle günebakanın aşkı…
Ve gün gelir gene tekerrürler zincirleme kaza misali yapışır yakasına günebakanın…
Başka bir günebakan vardır yamacında…ona sevdalı…
Aniden…ve birdenbiredir her şey Orhan Velinin dizeleri gibi….
^^Her şey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün ışığı yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her şey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
Yemiş birdenbire oldu.
Birdenbire,
Birdenbire;
Her şey birdenbire oldu.
Kız birdenbire, oğlan birdenbire;
Yollar, kırlar, kediler, insanlar...
Aşk birdenbire oldu,
Sevinç birdenbire.^^
Güzel günebakan bir anda anlar ki….güneş yerine konulan kendisidir….
Korkar bu durumdan….
Kaçmak ister kaçamaz…
Ruhundaki jigsaw puzzle ın karelerini tamamlayacak mı acaba diye düşünürken bir yandan….Etkilenmenin rehavetini üzerinden atmaya çalışarak mantıklı düşünmeye çalışır…
Ve kendine sorar günebakan…
Günebakan olmak mı zor…?
Yoksa güneş mi?
Düşünür…gene düşünür…
Cevap bulamaz…ama anlar ki güneş olmak zor zanaat….
Belki de en güzeli masmavi bir gökyüzünde dalgalanan umarsız bir uçurtma olmak….
Eternalflame/GÜNEBAKANLAR….
viyolonsel virtüözü...
'Bir Geyşanın Anıları' soundtrack albümünde üstadlığını göstermiş..