paylaşmayı ve asgari müşterekte birleşmeyi orada öğreniyor insan... başına buyruk ve özgür birşeyler yapma gururunu da getiriyor üstelik... ama makarna faslı tam bir facia... gerçi ben ocakta kek bile pişiriyordum...:=)) .... kremalı hem de... antakyalı ev arkadaşımın nar ekşili kısırının tadınıysa....asla unutamam...
^^Sanki hertarafta var bir düğün Çünkü en sevinçli en mutlu gün…. Bugün 23 Nisan… Hep neşeyle doluyor insan….^^
Annemle babamı aradım kıbrısı bu sabah… Eskiden kalma bir alışkanlık... Rutin olarak tüm özel günlerde…bayramlar… kandiller ve resmi tatiller dahil mutlaka biribirimizin sesini duyma ihtiyacı duyarız…Bu bir gelenektir hatta…
Hele doğumgünlerinde… Kıbrısın ve Türkiyenin neresinde olursak olalım…ailenin bireyleri gidip bir pastaneye..mutlaka bir dilim yaş pasta yer…ve o günün anlam ve önemini kutlarız…
Dünyanın en tatlı sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey annemin sesi… Canım annem…dert küpüm…birtanem…can özüm… Memleketim kokar buram buram… Elinden içtiğim bir bardak süt bile ilaç olur…iyileşirim aniden… Sözleri… Sarar yaralarımı…eksiklerim tamamlanır…..bütün olurum…Ben ^^ben^^ olurum… Onun küçük bukleli uzun saçlı canı kızı olurum… Omuzlarımda onun ellerini hisseder….nihavendken….hicaz olurum….
Ve babam… Elleri öpülesi adam…dünyanın en temiz kalbine sahip….ve dünyanın en zeki ve başarılı insanıdır gözümde… Yaptığı her işte mükemmelötesi… Koç burcunun bütün özelliklerini taşır… Yıpranmış…arada tekleyen güzel ve yorgun kalbine rağmen…hep aklı fikri denizde….balık avındadır… Boş zamanlarındaysa av zamanı ise…en büyük zevki sırtlanıp çifte kırma tüfeğini…soluğu tavşan ve keklik avında almaktır… Genelde tuttuğu biriki serçe olsa da..bunu zevk ve spor için yaptığından ve öldürme amacı gütmediğinden eli boş gelmesine alışkındır ev ahalisi… Emekliliğinin tadını çıkaramamıştır hiçbir zaman… Onun için çalışmak…kutsal bir vazife gibi iç içe girmiştir hayatla…Hayatın güzel geçmesine vesile olmuştur.. Çalışmasa kapkara bulutlar kaplar yüzünü..nefes alamaz… Bu yüzden ona çok düşkün olan annem bile göz yumar kendini yormasına… Çünkü bilir…bu onun için bir yaşama biçimidir…
İkisi bir oldular bu sabah… ^^Güzelim sen daha dondurma yemedin mi? ? ? ^^^… diye sordular...
Meğersem Sonsuz’la ben her yıl 23 Nisanda dondurma sezonunu açarmışız. Öncesinde kavga kıyamet dondurma isteğimize engel olmak çok zormuş…Mız mız iki kız çocuğu düşünün..:=))) ^^Dondurma da dondurma…^^…diye paralanan….
Bademciklerim olmadığı için (beş yaşında geniz eti ameliyatına kurban gitmiş) annemler bu yolu koruyucu bir mekanizma olarak benimsemişler ve bir sınır koymuşlar koruma içgüdüleriyle... ^^23 Nisandan önce dondurma yok^^…...:=))) O günse bizim günümüz Dünya çocuklar günü ya... O gün dayanamayıp serbest bırakırlar…sabrımızın mükafatı olan dondurma yeme mevzusunu 23 Nisanın getirdiği çocukluk sevincine eklerlermiş hep….
Ay nasıl duygulandım... Canım kızım dondurmanı yedin mi? ... diye sorulunca.....
Gözümün önünde 23 Nisanda giydiğim fırfırlı minik renkli elbiselerim ve başımdaki kurdeleler geldi... Ve mutlaka folklör ekibinde de oynardım… Elimde melodikam bir yandan şarkı çalar… Bir yandan da alto sesimle bıcır bıcır 23 Nisan şarkıları söylerdim.
Kıbrısta da aynı güzellikte kutlanır bu özel bayramlar….
Ve anneciğim sordu…
^^Yarın HAYIR demek için gelmiyor musun kızım? ^^
Gelemem ki anne dedim…aklıma acilde tutacağım yoğun nöbetin hayali gelip yüzümü hafifçe buruşturarak…
Kıbrıs halkı yarın büyük bir inançla oy kullanacak…
Peki ne dersin anne dedim…Sen yılların müfettişisin..Bu işleri bilirsin…
Kıbrısta…evlerinde…kapalı kapılar ardında HAYIR demeyi sabırsızlıkla bekleyen….hiç de azımsanmayacak bir çoğunluk var kızım dedi… Hiçbirimiz kanımızı döktüğümüz bu toprakları onlara verme ve Annan planına ewet deme taraftarı değiliz… Ama korkumuz yine seçim zamanındaki politikanın M.Ali Talat ve kurmayları tarafından insanlara tatlı dille empoze edilmesi….bilinçsiz ve cahil olan halka bu durumun ümit vaad ettiğinin inandırılıp…tıpkı eşit ağırlıklı meclis sandalyeleri misali ilginç bir görüntünün ortaya çıkması….Ve maddi manevi zor durumda olan işsizlikten kırılan gençliği yeni ve güzel yarınlara eriştirmek için evet demeyi marifet sanan halkın ikna edilip…daha önceki ÇÖZÜME EVET kampanyasında olduğu gibi bütün masumluğuyla kötü emellere sol partiler tarafından alet edilmesi….diye ekledi…
Annem tutmuş 9000 sayfalık Annan Planını okumaya kalkışmış… Sonra da birikiyüz sayfa sonra sıkılıp… Ben okuyamadığım ve anlamadığım bir sözleşmenin altına imzamı nasıl atmazsam…bu referandum kararının da altına imzamı atmam diye bir karara varmışlar babamla….
Bugün tam bir yıl olmuş… Tam bir yıl önce bugün meşhur Ledra Palas kapısı açılıp insanlar yılların merakını gidermek adına rum tarafına geçmeye başladığında ve rum arabalarını sağlamaya başladığımızda(trafik soldan malum) kıbrıstaydım… İlginç görüntülere maruz kalıyorduk başta…ama zamanla kanıksamaya başlamıştık onları içimizde… Taa ki…bir rum gelip de ^^Bu evi gezebilir miyim…? ? Bu ev 74 öncesinde benim evimdi…şimdi de uluslararası hukuk kurallarına göre ve Kıbrıs da tanınmadığına göre bu evin tapusu bende…^^…diyene kadar her şey sütliman görünüyordu….
Biz evlerimizi terk etmek istemiyoruz… Yeniden ve sıfırdan Beşparmak dağlarının eteklerine göçmek istemiyoruz… Güzelyurtu Maraşı ve sayısız köyü rum idaresine vermek ve azınlık durumuna düşmek istemiyoruz…
Sevgili Denktaş amcamın da dediği gibi… ^^Bu evin(anlaşmanın) harçlarını ben koydum… Oysa ben bu evin yapılış şeklinden memnun değilim… Yapısı sağlam olmayan bir ev kısa zaman sonra yıkılır… Size halkıma söylüyorum…ve sizleri uyarıyorum…..^^
Bütün bunların üzerine….Diyebileceğim tek şey…ve yapabileceğim tek yorum…:
Biz atadan dededen Osmanlının torunları ve evlatlarıyız… Kıbrısta hala öz Türkçe lehçe kullanılır….kilo yerine okka bir tartı birimidir …. Babam kökenimizin Karaman’a dayandığını bulmuş hatta soy ağacımızdan… Osmanlı 1881 de adayı insafsızca İngiltereye kiralayana dek orası beyliklerle yönetilmiş…ve hatta öşür denen vergiler bizde de varmış…
1963’ten 74 e kadar çektiğimiz kabir azabını unutmadık…. Çadırlarda aç billaç dolaşan bebeklerin ve toplu katliamlara maruz kalan kadın,erkek,çoluk,çocuk,genç,yaşlı demeden yapılan saldırıları unutmadık…. EOKA yı…Enosisi…Akritas Planını….unutmadık….
paylaşmayı ve asgari müşterekte birleşmeyi orada öğreniyor insan...
başına buyruk ve özgür birşeyler yapma gururunu da getiriyor üstelik...
ama makarna faslı tam bir facia...
gerçi ben ocakta kek bile pişiriyordum...:=)) .... kremalı hem de...
antakyalı ev arkadaşımın nar ekşili kısırının tadınıysa....asla unutamam...
ABD de en çok izlenen çizgi film..
Achilles....
kavuşamayacağını bilmek midir bazen biribirini bu denli değerli kılan? ....
çağla yeşili..
kibirlenme padişahım
senden büyük Allah vardır
şeytanın oyuncakları...
BUGÜN 23 NİSAN….ve KIBRIS MESELESİ…
^^Sanki hertarafta var bir düğün
Çünkü en sevinçli en mutlu gün….
Bugün 23 Nisan…
Hep neşeyle doluyor insan….^^
Annemle babamı aradım kıbrısı bu sabah…
Eskiden kalma bir alışkanlık...
Rutin olarak tüm özel günlerde…bayramlar… kandiller ve resmi tatiller dahil mutlaka biribirimizin sesini duyma ihtiyacı duyarız…Bu bir gelenektir hatta…
Hele doğumgünlerinde…
Kıbrısın ve Türkiyenin neresinde olursak olalım…ailenin bireyleri gidip bir pastaneye..mutlaka bir dilim yaş pasta yer…ve o günün anlam ve önemini kutlarız…
Dünyanın en tatlı sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey annemin sesi…
Canım annem…dert küpüm…birtanem…can özüm…
Memleketim kokar buram buram…
Elinden içtiğim bir bardak süt bile ilaç olur…iyileşirim aniden…
Sözleri…
Sarar yaralarımı…eksiklerim tamamlanır…..bütün olurum…Ben ^^ben^^ olurum…
Onun küçük bukleli uzun saçlı canı kızı olurum…
Omuzlarımda onun ellerini hisseder….nihavendken….hicaz olurum….
Ve babam…
Elleri öpülesi adam…dünyanın en temiz kalbine sahip….ve dünyanın en zeki ve başarılı insanıdır gözümde…
Yaptığı her işte mükemmelötesi…
Koç burcunun bütün özelliklerini taşır…
Yıpranmış…arada tekleyen güzel ve yorgun kalbine rağmen…hep aklı fikri denizde….balık avındadır…
Boş zamanlarındaysa av zamanı ise…en büyük zevki sırtlanıp çifte kırma tüfeğini…soluğu tavşan ve keklik avında almaktır…
Genelde tuttuğu biriki serçe olsa da..bunu zevk ve spor için yaptığından ve öldürme amacı gütmediğinden eli boş gelmesine alışkındır ev ahalisi…
Emekliliğinin tadını çıkaramamıştır hiçbir zaman…
Onun için çalışmak…kutsal bir vazife gibi iç içe girmiştir hayatla…Hayatın güzel geçmesine vesile olmuştur..
Çalışmasa kapkara bulutlar kaplar yüzünü..nefes alamaz…
Bu yüzden ona çok düşkün olan annem bile göz yumar kendini yormasına…
Çünkü bilir…bu onun için bir yaşama biçimidir…
İkisi bir oldular bu sabah…
^^Güzelim sen daha dondurma yemedin mi? ? ? ^^^… diye sordular...
Meğersem Sonsuz’la ben her yıl 23 Nisanda dondurma sezonunu açarmışız.
Öncesinde kavga kıyamet dondurma isteğimize engel olmak çok zormuş…Mız mız iki kız çocuğu düşünün..:=)))
^^Dondurma da dondurma…^^…diye paralanan….
Bademciklerim olmadığı için (beş yaşında geniz eti ameliyatına kurban gitmiş) annemler bu yolu koruyucu bir mekanizma olarak benimsemişler ve bir sınır koymuşlar koruma içgüdüleriyle...
^^23 Nisandan önce dondurma yok^^…...:=)))
O günse bizim günümüz
Dünya çocuklar günü ya...
O gün dayanamayıp serbest bırakırlar…sabrımızın mükafatı olan dondurma yeme mevzusunu 23 Nisanın getirdiği çocukluk sevincine eklerlermiş hep….
Ay nasıl duygulandım...
Canım kızım dondurmanı yedin mi? ... diye sorulunca.....
Gözümün önünde 23 Nisanda giydiğim fırfırlı minik renkli elbiselerim ve başımdaki kurdeleler geldi...
Ve mutlaka folklör ekibinde de oynardım…
Elimde melodikam bir yandan şarkı çalar…
Bir yandan da alto sesimle bıcır bıcır 23 Nisan şarkıları söylerdim.
Kıbrısta da aynı güzellikte kutlanır bu özel bayramlar….
Ve anneciğim sordu…
^^Yarın HAYIR demek için gelmiyor musun kızım? ^^
Gelemem ki anne dedim…aklıma acilde tutacağım yoğun nöbetin hayali gelip yüzümü hafifçe buruşturarak…
Kıbrıs halkı yarın büyük bir inançla oy kullanacak…
Peki ne dersin anne dedim…Sen yılların müfettişisin..Bu işleri bilirsin…
Kıbrısta…evlerinde…kapalı kapılar ardında HAYIR demeyi sabırsızlıkla bekleyen….hiç de azımsanmayacak bir çoğunluk var kızım dedi…
Hiçbirimiz kanımızı döktüğümüz bu toprakları onlara verme ve Annan planına ewet deme taraftarı değiliz…
Ama korkumuz yine seçim zamanındaki politikanın M.Ali Talat ve kurmayları tarafından insanlara tatlı dille empoze edilmesi….bilinçsiz ve cahil olan halka bu durumun ümit vaad ettiğinin inandırılıp…tıpkı eşit ağırlıklı meclis sandalyeleri misali ilginç bir görüntünün ortaya çıkması….Ve maddi manevi zor durumda olan işsizlikten kırılan gençliği yeni ve güzel yarınlara eriştirmek için evet demeyi marifet sanan halkın ikna edilip…daha önceki ÇÖZÜME EVET kampanyasında olduğu gibi bütün masumluğuyla kötü emellere sol partiler tarafından alet edilmesi….diye ekledi…
Annem tutmuş 9000 sayfalık Annan Planını okumaya kalkışmış…
Sonra da birikiyüz sayfa sonra sıkılıp…
Ben okuyamadığım ve anlamadığım bir sözleşmenin altına imzamı nasıl atmazsam…bu referandum kararının da altına imzamı atmam diye bir karara varmışlar babamla….
Bugün tam bir yıl olmuş…
Tam bir yıl önce bugün meşhur Ledra Palas kapısı açılıp insanlar yılların merakını gidermek adına rum tarafına geçmeye başladığında ve rum arabalarını sağlamaya başladığımızda(trafik soldan malum) kıbrıstaydım…
İlginç görüntülere maruz kalıyorduk başta…ama zamanla kanıksamaya başlamıştık onları içimizde…
Taa ki…bir rum gelip de ^^Bu evi gezebilir miyim…? ?
Bu ev 74 öncesinde benim evimdi…şimdi de uluslararası hukuk kurallarına göre ve Kıbrıs da tanınmadığına göre bu evin tapusu bende…^^…diyene kadar her şey sütliman görünüyordu….
Biz evlerimizi terk etmek istemiyoruz…
Yeniden ve sıfırdan Beşparmak dağlarının eteklerine göçmek istemiyoruz…
Güzelyurtu Maraşı ve sayısız köyü rum idaresine vermek ve azınlık durumuna düşmek istemiyoruz…
Sevgili Denktaş amcamın da dediği gibi…
^^Bu evin(anlaşmanın) harçlarını ben koydum…
Oysa ben bu evin yapılış şeklinden memnun değilim…
Yapısı sağlam olmayan bir ev kısa zaman sonra yıkılır…
Size halkıma söylüyorum…ve sizleri uyarıyorum…..^^
Bütün bunların üzerine….Diyebileceğim tek şey…ve yapabileceğim tek yorum…:
Biz atadan dededen Osmanlının torunları ve evlatlarıyız…
Kıbrısta hala öz Türkçe lehçe kullanılır….kilo yerine okka bir tartı birimidir ….
Babam kökenimizin Karaman’a dayandığını bulmuş hatta soy ağacımızdan…
Osmanlı 1881 de adayı insafsızca İngiltereye kiralayana dek orası beyliklerle yönetilmiş…ve hatta öşür denen vergiler bizde de varmış…
1963’ten 74 e kadar çektiğimiz kabir azabını unutmadık….
Çadırlarda aç billaç dolaşan bebeklerin ve toplu katliamlara maruz kalan kadın,erkek,çoluk,çocuk,genç,yaşlı demeden yapılan saldırıları unutmadık….
EOKA yı…Enosisi…Akritas Planını….unutmadık….
Has be has bir Kıbrıslı Türk olarak…Demem o ki…..
HAYIR….HAYIR….HAYIR….
Eternalflame/23 Nisan 2004
sfiliz enfeksiyonu.
bilahare ayrıntılara değineceğim...
şankr-condyloma lata ve gom diye üç evrede seyrediyor...
ağır bir enfeksiyon...antibiyoterapi gerekli...
venerial(cinsel yolla bulaşan) hastalıklar grubuna giriyor...
virütik bir hastalık...
bulaşıcılığı hızla yayılıyor ve fatal seyrediyor...