Mallar mülkler
Aş(k)lar paralar
Dağlar ovalar
Nehirler göller...
Ve dahi,
Dinler kitaplar senin...
Bu yaşıma gelene kadar hiç düşünmedim;
Bir altmış yıla kaç insanın ömrünü sığdırdığımı.
Belki beş, belki on, belki otuz? Bilemem!
Saymadım, altmışını doldurmadan göçüp gidenleri.
kaç çınar ağacını katlettik,
sırtımızı dayadığımız.
kaç denizi çöle çevirdik,
geleceğimize ufuklar sunan.
kaç barış elçisi güvercini
Göğsümün sağ üst kısmında hissettiğim ağrı nedeniyle,Trabzon Göğüs Hastalıkları Hastanesi'ne gittim.
Muayene sıramı beklerken,arka sırada bekleyen bir baba ve kızı ile küçük bir sohbet anım oldu...Baba tıraşsız bembeyaz sakal ve başında bir takke,kız ise saçının telinden ayak parmaklarına kadar tesettür içindeydi..!
Baba; 49 yaşında olduğunu,yıllarca inşaatlarda ustalık yaptığını ancak sigortasının eksik yatırıldığı için bir türlü emekli olamadığını; bir kızı ve dört erkek evladının olduğunu ve hepsini de,dinimizin emrettiği gibi dindar yetişmeleri için İmam Hatip Lisesine gönderdiğini; oğlanların okulu bitirip,namazlarında niyazlarında yaşadıklarını,ancak ne var ki işsiz güçsüz olduklarını; yanında muayeneye getirdiği kızının da bu yıl İmam Hatip Lisesi Son sınıfta okuduğunu ve bitirir bitirmez de,ablasının imam olan oğlu ile er baş edip evlendireceğini, ballandıra ballandıra anlatıverdi bana...
Küçük bir soluk aldıktan sonra da bana dönüp; "Senin çocukların var mı? Okuyorlar mı? " diye sordu.
"Evet, benim 2 kızım var...Büyük kızım Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi,küçüğü de Ankara Ünv. Kimya bölümlerini bitirdiler ve her ikisi de çalışıyor." yanıtını verdim.
Benim bu yanıtımın hemen peşinden adamın kızı,babasından iki üç adım uzaklaşarak(belli ki babasının kol mesafesinin dışına çıktı) ,yüksek bir sesle babasına; "Baba bak! Çevremizde nasıl babalar da varmış,öğren! " dedi...
yola çıktığım
limandan,
çok Uzaktayım.
dön deseler de,
dönemem!
ufuk hayli yakın.
Aş/k/ın gramı rekor üstüne rekor
Kırarken,
Tüm his/se/lerim çift dip,
Huzursuzluk volatilite endeksim
Öl/ç/ümsüz,
Gözlerimde uyku,içimde bir
Şafağın doğum sancısını çeken
Gecenin, en kuytu karanlığında
Ruhlarımızı saran lanet ihtiraslar
Yüzünden,
Kaybettik... Ve şimdi,
Geç kalınmış bir zaman diliminde,
Bir zaman gelir
Bir bakarsın
Tek başına ilerliyorsun,
- doğru- bildiğin, yolda...
Korkma,
Yalnızım diye...
Masanda demli bir bardak çay
Cebinde bir paket sigara
Bir de yanında sevdiğin kadın varsa
Ne diye saldırıp durursun dünyaya?
K.E.
deniz mavi,
kadın kırmızı elbisesini
çıkarttı.
ve ölüm sessizliğinde
mora çaldı,
bir adım ötede,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!