Koşar adım değil:
Yumruklarım sıkılmış,
Eylem adımlarıyla,
yürüyorum sana.
Şimdi karanlık!
Zamanı değil,
şair değilim!
kalemi elime alır
başlarım haksızın
geçmişine,geleceğine...
baktım üstüne
alan yok,
.../
İçini ısıtacak güneşin,
Kadının gülüşünde saklı olduğunu,
fark etti...
Ve güneşe doğru,
yürüdü adam.
Durup durup bir türkü takılıyor dilimin ucuna.
"Gesi bağlarında dolanıyorum
Yitirdim yarimi amman aranıyorum"...
Gözlerimi yumup çocukluğuma yol alıyorum.
Annem mutfakta kap yıkarken,
O yanık sesiyle yine bu türküyü söylüyor...
-Say ki, birbirimizi hiç tanımıyoruz-
Bir gün bir şehrin bir kenar mahallesinde,
Bir caddenin bitimine doğru,
Birbirimizden habersiz,
tabudumun üstünde yeşil,
bedenimde beyaz bezler
istemiyorum...örtmeyin!
barış beyaz,
yaşam yeşildir...
ölüm, kan/
Bile bile,
Göz göre göre...
Ve el ele,
koşa koşa...
Yuvarlandık topluca,
kör kuyunun dibine!
ıssız ve karanlık bir yoldan gidiyoruz.
peşimizde soysuz ayak sesleri,
önümüzde, asırlık çınar ağaçları…
ne geri dönüp bakabiliyoruz, ne ileri gidebiliyoruz;
ve biz korkuyoruz!
Kucağımda kedim,
On ikinci katın balkonundayım.
Kışa hasret gökyüzü...
Çarpık kentleşmenin kurbanı caddeler...
Denizden uzak,soluksuz sokaklar...
Birbirine yabancı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!