Yazın sıcağında düştüm yollara
Emmim dayım düşmüş ekmek peşinde
Gece gündüz tohum saçmış dağlara
Hasadının düşmüş şimdi peşinde
Güneşin altında rengi karardı
İnsanlar şekilden şekile girdi
Ruhları bozuklar alem yapıyor
Özünü yitiren dertlere girdi
Ruhsuzluk görseniz pirim yapıyor
Öz farklı söylüyor dilleri ayrı
İncecikten bir ses çıkar zurnadan
Tükenmiş gücüyle nefes yetmiyor
Sofradan lokmayı kaparak kaçan
Keyfine Bakarken garip ölüyor
Palazlanan kanat gökte uçarken
Rabbim bana gül verdi
Dikenleri yürekte
Oynaşırken hep gerdi
Her bir derdi yürekte
Her gülenle kaynaşır
Ayırt etme insanı, çekme sakın sorguya
Kalbini islah edip, kurtulsan kötülükten
Her bir yanda ateş var, düşme sakın yangına
Nefsine galip gelen, yaklaşıyor Rabbime
Şu dünyada yaşarken, kalp gözünü açarsan
Rabbim seni hür yarattı bilesin
Özgür insan nerde şimdi de hele
Boyun eğip köle olan utansın
Özgür insan beri gelsin de hele
*
Elmakurdu için için kemirir
Radar gibi gözleri, gelen geçen izlenir
Uzak yakın demeden, baştan ayağa süzer
Herkes olmuş bir kasap, taze et derdindedir
İnsanlıktan çıkana, Baytar niye ki küser
**
Kavuk takmış başına, herkese başı sallar
Ömrümün her yılında dört gözle bekliyorum
Aralıksız gelirken, benim huzur kaynağım
Rahmeti bereketi, sağanak gibi yağar,
İçinde özel günler, insana verir ayar
İki dirhem çekirdek, güzelliği dillerde
Görür görmez vuruldum, nasılda hayran kaldım
Ana kız ayrı ayrı, tatlı sözler dillerde
Reklamlara inanıp, gönül bağları kurduk
Kabuklu bir yumurta deyip sakın geçmeyin
Kışın ortasında, estirirse yaz
Ağacı kandırıp, çiçek açtırır
Riyakar gülüşten, aldığında haz
Yüreğe çarparken, döktürür yaşı
Ne özü, bellidir, nede son sözü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!