Bu nasıl bir dünya
Herkes kendince girmiş bir oyun içine
Şu dünya dönmüş oyun bahçesine
Kimisi kör ebe oynayıp, gelip bana çarpıyor
Kimisi belinden tabancasını çekip
Seni vurdum, oyundan çık diyor
Bu Vatan Hepimizin
Dar gününde vatanın
Birer neferi olduk
Sormadık sen kimsin diye
Hepimiz birer erat olduk
Ali'si, Ahmet'i, Hasan'ı ne fark ederki
Bir cahilin peşinden yıllar yılı koşarken
Ne iz belli ne yolu şu ömrümü vermiştim
Engellerin üstünden üçer beşer atlarken
Taşlı dikenli yolda ömrü boşa sermiştim
İçine şeytan girmiş insanlığı yok olmuş
Bizim oğlan gözü dikmiş toprağa
Kazmayı vurunca serveti görmüş
Kemiği görenler koşmuş dağlara
Milyonluk servetin peşinde ölmüş
Karanlık gecede ışık vurdukça
Çanakkale geçilir mi bilmeden
Geçmişte içte biriken nefretten
Yıllardır bu topraktaki emelden
Vazgeçmedin, geldin, ta nerelerden
Kimi zaman dost gibi yaklaştın bize
Hangi kadın, takmış beşi bir yerde
Kaybetmeden ömür boyu taşımış
Kimi zaman sıkıntıya düşse de
Kaybetmeden taşımış, benim anam
Karakışta, karda, soğukta bekler
Yüreğine kar mı düştü a gülüm
Kar soğuktur, üşütmesin a canım
Yüreğine sevgi dolsun bitanem
Karlar erir o yürekte cancazım
Bahçenizde güller vardır bilirim
Seven bilir sevilende o hali
Almayın ahını çoktur vebali
Toplanıp gelse de görse ahali
Canlar yanar olmuş kara sevdalı
Anlatamaz dertlerini kimseye
Bana dost ol canım, bana dost ol
Bana can ol, bana kan ol, cananım ol
Yüreğimdeki yerini bil de, gel orada ol
At dünya malını, yalnız iki gözüm ol
Yüreğe düşen köz ol, ateşle yanan canım ol
Derya deniz olsa söndürmeyen suyum ol
Kimi gördüğü çiçeği sever,
Kimi gönlündekini.
Bazen gördüğün çiçekler solarken,
Bazen de solar gönlündekiler
Yok, olur gider gözünün önünden.
Bazı çiçekler vardır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!