Ey dilberi nadide yasemen tenli güzel,
Sineler yakan hûrî sevdaya gönlün tok mu?
Âşıklar kalesine bayrak çeken matmazel,
Cennet gibi görünen cehennemde aşk yok mu?
Tahtı, bahtı yıkarak ebed başlatan ezel,
Yıpratır, yarar göğüsleri ve ruhu bu kutsal ayrılık,
Nûr oldun ki vatana çökmedi gayrı zifirî karanlık,
Bir an titrer, dizler ve dudaklar sen dönmeyeceksin diye,
Namâz'a gâh oldun sen, sardı toprak, duydu sana hayranlık.
Dertlerimle gam çekerim ağlarım ben köşede,
Gözlerim kadehe gider ellerim boş şişede,
İçelim bade-i aşkı seyran olalım ney’de;
Silelim derdi tasayı defter-i endişede.
Meskenler dirilerin
Mezarlar ölülerin
Sokaklar da körlerin
Çile güzergâhıdır
Görünmemek cinlerin
Yedi kıllı dinledi O mukaddes Kur'a'nı,
Dinledi de gerçeğe meylettimi efkanı,
Eşten ve de çocuktan payı reddeden Hüdâ,
Kul eyledi kendine cinleri ve insanı.
İçlerinden bir kısmı şirke şirket kurdular,
Koyunu da keçiyi de kuzuyu da güderim,
Çamur olsa hiç aldırmam çarığımı giyerim,
Çok amaçlı değneğimi ayırmam yanımdan hiç,
Baston olur, kaval olur, bazen de yün döverim.
Yalnızlık benim şehrimdir burda doğar besteler,
Doğdum' ağladım güldüm' dert ile doldu tasım,
Terk edilmiş bir evim, içimde hatıralar,
Kime dost dedi isem sonunda oldu hasım,
Ardımdan vazedildi sunturlu iftiralar.
Hüdanın sesi indi,
Çöldeki sessizliğe,
Kutsal kelâm rehin'di,
Şehirdeki şenliğe.
Biletsiz kimler bindi,
Bize sanki erişilmez kılındı-
Varanlara helâl olsun o dağlar,
Sanmayasın hafızadan silindi-
Rüyalardan eksilmiyor o dağlar.
Uzak düştüm, şimdi yalnız dağlarım,
İki taş;
Altlı üstlü, bu iş biraz karışık,
Aşk mı yaşıyorlar ne-
Birbirine yapışık !
Dönmeyen âşık değil, söyler kendi kendine-
Semâzen ney sesine-




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!