İmdâdımı yar duymuyor çığlıklarım nâfile,
Hangi âşık tek kanatla varabilmiş menzile,
Her deminde âşıkârdır yalnız aşkın da gizli,
Bunca elem dert içinde çektirir bana çile.
Ağlarım göz yaşım ile hüsrâna akarım ben,
Hârelerin, gözlerin, çekti gönülgâhına;
Yaktın beni ezelî mükâfat mı ceza mı,
Abdestsiz düştüm gayrı aşkın namazgâhına,
Vaktinde kılmasam da tehir etmem kazamı.
Alsan beni her sabah götürsen dudağına-
Kurcala yeri göğü, araştır neden niçin,
İnsanlar gözlük takar daha net görmek için,
Sana ait olmayan güzele dönüp bakma,
At’a takılan gözlük daha az görmek için.
İstersen ata güven istersen ite güven,
Zaman irkildi artık akmıyor kederinden,
Yoruldu çırpınmaktan düşünce kanatlarım,
Binbir meşakkat ile taşıdım en derinden,
Gönlümü avutmadı virtüöz sanatlarım.
Kılı kırka yarardı baş müddeyim telinden,
Şayet darlık basmış ise ya ruhtur, ya ayaktır...
Ayağı aşkla saran-
Bil ki terli çoraptır !
Dar gelen ayakkabı-
Koşturur saadete !
Ayakkabı ki vurur,
Ey yosma! Gizli düzelt dağınık saçlarını;
Kıskanır kî hâtunlar uyuyan erlerinden-
Erkek sinekler görse kaldırır kaşlarını,
Kırılır tüm taburlar âşıkı kederinden.
Burkulsa da kulağım her gönül sohbetinde,
Bir çınar var uzakta, devlet gibi, çağ gibi;
Ömür boyu ayakta, bayrak gibi, bağ gibi;
Musallâdan geçse de seni yalnız bırakmaz,
Bekler seni berzahta, babadır o, dağ gibi.
Kavuşmak tek kelime
Ölenden haber vermez
Giden varmış yerine
Artık eli öpülmez
Bir an çıkıp gelse de
Sen, âşık olacaksan ilk bahara âşık ol,
Diz çök onun önünde çünkü ikramları bol,
Yaprak sana göz kırpar, ardı sıra tomurcuk,
Çek içine kokuyu her râyiha bir sembol.
Nice mevsimler geçti gâh üşüdüm, gâh yandım;
Bölüşmek bir simidi muhabbeti telâşta,
Bir bakışta sayısız güzellikler bu rafta,
Keyiflı tesâdüfe insafsız bir ayrılık,
Dört kulak dayasak da duyamayız etrafta.
Sular mevsime göre ya donar, ya ısınır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!