Son düzlükte dağlar
boylu boyunca sıralanmış
Tepelerde bedeviler
Oklar ... bakışlar....
Ürkek adımlarla ilerliyoruz
Taş ve kum birbirine karışmış
Yeni bir Dumlupınar mıydı Mehmedim türkün
Dün denizin altında, bugün toprak altında
Türk'ün kaderi midir, boyun eğmek
Dik dur Mehmedim, utanma,
Kara kimmiş, ak kim gördüler ya
Yetim hakkı dediğin sedye feda olsun sana
Ağlıyorsam, yüreğime konan bir har vardır
Yanıyorsam, gözlerimde bulut, buhar vardır
Üşüyorsun, her kışın ardında bahar vardır
Beden Türk, ruhum İslam bunda iftihar vardır
Enharlardan,sıçrayan damlalar, kalbe vuslat
Çatlayan göğsüme ekip adını,
Bu kuru toprağı umutla kardım.
Unutup ağzımın bütün tadını,
Açacak bir tek dal için yalvardım.
Filiz verdi sevdan, sardı tenimi,
Gidiyorsun ya, ürkek adımlarla
Parmaklarının üzerinde usulca,
Geride bıraktığın, ıslak bir gömlek,
Ve sen kokan bir dünya ile,
Gidiyorsun ya, yüreğim seninle
Islanmış saçların, omuzlarında
Ayaz gecelerde
Düşünce aklıma
Belki ısıtırsın diye
Sana sarılıyorum
Kurak çöllerde
Seninle yaşamak bir rüya,
Oysa ki seninle gerçek olmak var,
Örneğin susuyoruz,içimize bir çığlık düşüyor,
Bir kalp atıyor, tıkır tıkır yanımızda,
Gölgendi, aklımda, şu kadarcık kalıyor....
bu adam,
Ölecek günün birinde,
Ve sensiz,
Ve yalnız,
Ve bir başına,
Umutsuzca,
Bir veda akşamı, Bir dünya günü,
Omuzlarımda haykıran bir mazi
uzaklarda haykıran, yanık bir kelebek
Ve rüzgar sesi kulaklarımda
Bir de aşk kokusu, bir de sevda sesi
Bir aşk hikayesi, yarım bir gülüş
Bir şiire başlar gibiyim,
Başı da, sonu da savruk,
Vurgun yemiş seher yeli gibi,
Şehrin ışıklarında,
Beyaz, solgun ve ölümcül
Griye dönen bedenimde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!