Şiir yazmadan
Ve bırakmadan bir miras
Gelecek nesiller
Bilmeden sevdamızı
Yak kalbimi
Kör düğüm et ne çıkar
"Cebimde dünden kalan bir sızı,
Akşamdan kalmışım martılarla,
Güneş doğacak gibi bakıyor
Bir şair hüznü, bir şaire akıyor...
Şşşşttt
Sait Abi hala uyuyor...
Şiirler çilingir sofrası,
Şairler ayyaş,
Sözler balık
Cümleler kadeh,
Kelimeler rakı olmuş,
Geceler sarhoş,
Taş duvarda uyuya kalmış sarmaşıklar,
O sarı panjurlar kapalı kaç kıştır?
Bahçede kırık bir sandalye, yüzü denize dönük,
Beklediği biri var, ya da bir gemi, batmıştır.
Rüzgâr giriyor anahtar deliğinden içeri,
Tozlu masada, okunmamış bir gazete haberi.
Ülkenize bayıldım
Satayım sana
Üç kuruşa
Belki de pazarlıkla
Beş kuruş eder ya
Seni sevdim,
Bir yer var orada betonlar yok
Soğuk geceler, taş binalar yok
İşte orada gece başlamadan önce
Çiçekler kızıla bürünür
Kızların ağızları, gülmek için açılır
Ay doğarken damların üstünden
Kim demiş?
Gerçekleri anlatıyorsak,
Konuşuyorsak dobra dobra,
Ne öfkemizdendir,
Ne de sabırsızlığımızdan,
Bir kaltağa, kaltak demek,
Acılara mı şiir yazılır,
Aşklara mı,
Yaşama inat,
Ölüme mi...
Selam olsun öldüğüm güne...
Ve selam olsun,
Kusursuz Yıkım
Gece sızıyor çatlamış camlarından bu kör odanın,
Masada yarım kalmış, kan kırmızısı bir veda duruyor.
Unuttum adını rüzgâra karışan o görkemli nidanın,
Şimdi göğsümde kusursuz bir yıkım nabız gibi vuruyor.
Lâl Olmuş Bir Veda Senfonisi
Biz seninle, aynı şiirin kafiyesiyiz azizim,
Lâkin ayrı mısralara, ayrı kıtalara düşmüşüz.
Kader, aramızda karlı dağlar değil, görünmez duvarlar örmüş,
Ne ben sesimi duyurabilirim sana, ne sen elini uzatabilirsin bana.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!