UHUD – YARALI ASLAN
Okçular terk etti tepeyi,
söz unutuldu, emanet düştü.
Uhud’un bağrına bir toz bulutu çöktü,
kıyamet gibi bir hengâme…
bir aşk doğar inceden
Düşer yanaklarına gözlerinden
bir sevda kopar yüreğimden
sana aşık sözlerimden
küçük bir ışık kaldı
yarına umut
Asırlar oldu , gözlerin uzakta
Adın unutuldu, sözlerin yabancı
Aramızda tükenmez yollar
Kokunu getirmez oldu rüzgarlar
Öptüğüm o dudaklar, unuttum elin oldu
Gönlüme düşen perçemler, unuttum düşleri
Unuttun mu ilk bakışmamızı
Sahildeydin mahzun,
Üzmüşlerdi seni besbelli
Bir gün üzeceğin gibi beni
Beni tanımıyordun, ağlayacaktın
Sahilde bir güvercindin
Usulca güldüm, usulca yaşadım, usulca sevdim
Bir oğlum olsun istedim, usulca Allah'a yalvardım
Ne yaşayacağımı sormadı bana aşk
Ne vereceğini de söylemedi kimseye
Otuzbeş yaşın, sayısız bıçak yarası sırtımdayken
Ve sayısız ok, kalbimi dağlarken
Mona Lisa
Mona Lisa
Saraylar içinde bir yalnız kadın
Mona Lisa
Güzelliğin fırça darbesi
Kuzeyin solgun alnında uyanıyor altıgen mermer,
Sıfırın altındaki o mutlak, o saydam sessizlikte.
Burada ne kanın sıcaklığı var, ne tutkulu nefesler,
Sadece kristaller büyüyor, o pürüzsüz genişlikte.
Mıknatıs fırtınaları yeşile boyarken kutup göklerini,
Hani bir şiir yazarsın ya nedensiz
Hani bir şarkı geçer ya sahilden
Hani bir yaprak düşer tek başına
Hani bir bebek geçerken eşiği
You trace circles on your coffee cup,
I pretend I don’t see your hands shake.
Every time our fingers almost touch,
I lose the words I meant to say.
My nervous hands keep reaching for you,
Ayık kafayla,
Toplayamazken ikiyle ikiyi,
Küçümsediğiniz hayyam,
Şarap ve kadın için
Yaptı yapamadığınız,
Tüm hesapları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!