Deniz küsmüş bugün rengine,
Mavi değil, griye çalıyor.
Martılar terk etmiş iskeleyi,
Bir ben kalmışım,
Bir de senden kalan gölge.
Küçük meleğim,
Elbette saçlarınız lepiska
Ve prensesim minik elleriniz
Yumuşacıktır
Biliyorum
Çünkü ilk ben tuttum
Köklerin karanlık sofrasında bölüşülen ekmek,
Sessizliktir burada en gürültülü gerçek.
Taşın kalbinde uyuyan o ilk hece uyanıyor,
Toprak, zamanın yorulmuş dizlerini ovuyor.
Gökyüzü yukarıda bir unutuş provası,
Tut ki kardeşim
Karanlığa gömülmüş İnsanoğlu
Tut ki sevişmek ayıp sayılmış
Ve solmuş çocukların gülen yüzleri
Tut ki aşk erdemden uzak
Ve Şems Maşuk değil sapık olmuş
Tuzun Hafızası
Buharlaşma tamamlandı.
Sıvı terk etti teni,
Isı, her şeyi uçucu kıldı.
Geriye kalan;
Süper bir yetenek bu
Bırakıp kaçman, dönüp umarsızca
İşte yeniden, ben geldim demen
Kapıyı bile çalmadan
Ansızın, çıkıp geldin ya
Bayram şekeri desem oturursun mideme
UHUD – YARALI ASLAN
Okçular terk etti tepeyi,
söz unutuldu, emanet düştü.
Uhud’un bağrına bir toz bulutu çöktü,
kıyamet gibi bir hengâme…
bir aşk doğar inceden
Düşer yanaklarına gözlerinden
bir sevda kopar yüreğimden
sana aşık sözlerimden
küçük bir ışık kaldı
yarına umut
Asırlar oldu , gözlerin uzakta
Adın unutuldu, sözlerin yabancı
Aramızda tükenmez yollar
Kokunu getirmez oldu rüzgarlar
Öptüğüm o dudaklar, unuttum elin oldu
Gönlüme düşen perçemler, unuttum düşleri
Unuttun mu ilk bakışmamızı
Sahildeydin mahzun,
Üzmüşlerdi seni besbelli
Bir gün üzeceğin gibi beni
Beni tanımıyordun, ağlayacaktın
Sahilde bir güvercindin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!