Uykusuz geceler zindanlarda
Hurda olmuş gönlüm hezeyanlarda
Not: Bu şiir değildir
Şiir olsaydı sen olurdun içinde...
Şimdi içindesin öyleyse
Artık şiir oldu.
Öğretmenim
Dudakların atesler içinde
Alev almış kiraz tadı
Bıraksam bal damlayacak
bir parça şarap, çikolata kaplı
Öyle saçmalıklar var ki,
Şiir diye okunan
Çöpe bile atamadığım şiirler
Beğeniyorsa birileri,
O zaman neyi atmalıyız çöpe,
Neyi saklamalıyız kelimelerde,
Bir yabancı kapıda belirdi
Elinde beyaz bir gül vardı
Sonsuzluğa davet getti
Yüzünde belirsiz bir gülümseme
Bir yabancı , elinde bir gülle
Ayak seslerime benzese de inceden
Yağmurun sesidir yüreğine vuran
Camdan süzülüyor gözyaşlarım
Kavuştu sandıkların birbirinde boğuluyor
Bilirsin, damlalar yalnız intihar ederler
Birbirine değmeden, uçurumdan düşerler
Öylesine bakıyorum kelebeğin kanadına
Ve kanadında taşıdığı gökkuşağına
Öylesine üşüyorum ağustos güneşinde
Ve buz tutuyor yüreğim, gülüşünün ışığında
Öylesine tutuyorum, yakutu, inciyi ve zümrüdü
Ve gözlerim kamaşıyor, gözlerinin yeşilinde
Demir teller arasında
Tutsak kuşlar
İdam kararı,
Bir çıt sesi,
Kırılan kalem,
Ve sonsuz özgürlüğe kaçış
Daha bahara çok var
Dalların çırılçıplak
Sümbül kokulu dağların
Yeşile bürünecek
Daha umuda çok var
Daha bahara çok var
Dalların çırılçıplak
Sümbül kokulu dağların
Yeşile bürünecek
Daha umuda çok var
Son düzlükte dağlar
boylu boyunca sıralanmış
Tepelerde bedeviler
Oklar ... bakışlar....
Ürkek adımlarla ilerliyoruz
Taş ve kum birbirine karışmış




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!