Gönül dükkânında satılmaz metâ,
Ârifin sırrına erişmez hatâ.
Eğriyle doğruyu koymuş bir pota,
Kör olan aynaya fâl verir mi hiç?
Özü eğri olan yol verir mi hiç?
I saw the gold upon the waves tonight,
A silver moon, a soft and lonely light.
I didn’t know that I was lost at sea,
Until your eyes began to follow me.
Güneş batarken bu ıssız koyda,
Durduğumuz yer biraz uçurum,
biraz akşamüstü,
biraz hiçlik.
Cebimde kırık saatlerin gürültüsü,
yürüyorum,
durmadan yürüyorum.
Sen içeri girdiğinde
bütün saatler durdu duvarda,
gökyüzü siyah bir mürekkep gibi
aktı şehrin üzerine.
Yüzün…
Ayın yüzünde bir yara, kızıl ve derin,
Toprağa düşen gölge, nefesi mahşerin.
Nar çiçeği patlar, sessiz bir isyanla,
Yazılmış bu alın yazısı; mürekkep değil, kanla.
Gülün dikeni gururlu, bülbülün âhı sağır,
Sen resim yap emmoğlu
Şiiri bana bırak...
Doğan güne inat...
Elif kokan rüzgarın
Gıcırdayan kağnının
Ve yeni doğan bir ülkenin
Gecenin ağır perdesi inerken yorgun sulara,
Zaman, o kör heykeltıraş, yontuyor gölgemizi.
Hangi yıldızın hükmüyle çizildi avuçlarındaki nehir?
Susuyoruz; çünkü kelimeler kanatlı birer leke,
Çarpıp sönüyor odanın sessiz, sağır camlarına.
Hiçbir kaderden korkmuyorum
Bir bulutun ağlamasını göreceksem
Rüzgarlar savururken saçlarını
Şarkılarını bana getirecekse
Küçük bir çocuk
Güneşin ne söylediğini anlatacaksa
KPSS ÖSYM AÖF duygusuz bir yarış
Oysa insan doğası
Yarışmadan sevişebilmeli
Ve vazgeçmemeli
Ne KPSS ne AÖF nede senden
Bir sen kaldın geride
Tutunduğum acının üstüne
Umudun, hayatın, mutluluğun üstüne
Sevgililer günüydü ya hani
Birinin sevgilisiydi
Diğerinin celladı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!