Seninle yaşamak,
Seninle yaşlanmak,
Ben sen olmak,
Sende ben, bende sen
Bir zamanlar bir kız vardı
Benim her şeyimdi
Simsiyah saçları vardı,
Bembeyaz elleri
Düşler ülkesinden kaçıp gelmiş
Kaşlarından yay yapıp
Ben anlamam, bana sorma
Kader bu işte, daldan dala
Bir umut, biraz hayal
Bir aşkın adı, başka bahar
Şiir gibi olsun hayat
Cümle küçük harfle başlasın
Nûr-u Âzam: Kâinatın Tılsımlı Anahtarı
Karanlıktı âlem, bir matemhâne-i umumiydi dünya,
Varlık manasız bir karmaşa, insanlar sahipsiz birer yetim.
Ne zaman ki Sen doğdun, ey Sevgili, ey Habîb-i Kibriyâ!
Zamanın çarkı durdu, kâinat nefesini tuttu hürmetle.
İzniğin Gölgesi, saçlarına değmişti,
Köprüden geçerken gözlerin gülmüştü.
Eskişehir’in sokakları hâlâ taşır izimizi,
Bir çay bahçesinde kalan kahkahamızı.
Eskişehir’in sokakları hâlâ taşır izimizi,
Bir çay bahçesinde kalan kahkahamızı.
Senin için ne güzeller terkettim
Her karışını her toprağını gezdim
Suyuna, taşına, aşına aşık oldum,
Bundan gayrı benden sana yar olmaz,
Kalk gidelim sevdiğim
Tut elimi yarenim, düşmanlara gam olsun
Bulutlar ülkümüze dam, gönlümüze Şam olsun
Üçler, yediler, kırklar aşkına Allah deyip
Hu diyen diller, hu çeken gönüller kam olsun
Oğlumu aldın…
Hileyle, şarapla, tuzakla aldın.
Ama unuttuğun bir şey var Kiros:
Ben sadece bir ana değilim,
Ben bozkırın kendisiyim.
Ay, gümüş bir hançer gibi saplandı gecenin böğrüne
Karanlık sızıyor binaların çatlaklarından, her yere.
Göğsümde vuran o vahşi gül, kendi dikeninde intihar ediyor
Vakit daralıyor sevgilim, şehir bizi yavaşça çiğniyor.
Seni sevmek; bir uçurumu öpmek gibi, nefes nefese!
Birgün okursan bu şiiri
Ve bir sevda ışığı yanarsa gözlerinde
Kalbinde minicik bir kıpırtı,
Belki gözlerinde bir damla yaş
Anlayacaksın seni hala çok sevdiğimi,
Sana hayran olduğumu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!