Akıp giden saatler
Uçuşan kuşlar,
Esen rüzgar...
Ve zaman durdu
Tomurcuksuz güllere döndü
ZAMANIN ÇATI KATI
Burada zaman işlemiyor.
Akrep yorgun, yelkovan firari.
Ben bu tavan arasını
çocukluğumdan kiraladım.
Zamanın Külleri ve Sonsuzluk Aynası
I. Sükûtun Başlangıcı
Ben, yıldızların henüz isim almadığı o koyu boşlukta,
Zamanın paslı çarkları dönmeden evvelki o derin uykuyum.
Kâinatın ciğerine dolan ilk nefes,
Musa olmak mı zor,
İsa olmak mı,
İnanmak mı zor,
İnançsız kalmak mı,
İnsan olmak mı zor,
İnsan görünmek mi,
Zümrüt bir uyanış bu, sırma saçlı sabahın avuçlarında,
Kâinatın kalbi bugün gümüş bir çıngırak gibi şen,
Güneş, altın iğnesiyle dikiyor yırtılan karanlığı,
Her zerrede bin bir renk, her nefeste taze bir gülşen.
Lâl rengi bir şevk aktı damarlarına sessizliğin,
Esaretin zinciri boynumuzu sıkarken,
Ötüken’in rüzgârı küllerimden üflerken.
Saraylar sizin olsun, bozkır bizimdir,
Bu gece Çin mülküne ecel hâkimdir.
Kırk nefes, tek bir yürek, ant içtik Gök’e,
Yalandı tüm yazdıklarım,
Seni sevdiğim yalandı,
Tüm, şiirler,
O güzel hikayeler,
dökülen kafiyeler,
Birer, birer...
Her yeni gün yeni bir şiir,
Her yeni gün yeni başlangıç,
Ruhumu kanatan her şehir,
Şu canımı alan bir yargıç,
Günahım sevmekse, borcum yok
Yağmur misali yağıyor ateşler
Uykusuz gecelerimin terli yorganları
Ilık bir bahar akşamı
Ve kafiyesiz şiirler yazıyorum,
Sırılsıklam aşık
Adına aşık,
Sen saçlarını savurursun rüzgarda
Ben rüzgara karşı koşarım çılgınca
Sen melankolik kelebek
Ben büyümemiş bir bebek
Senin için titrer ormanın nefesinden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!