Bir harf eksildi bugün ağzımdan,
sokaklar adını unuttu.
Bir sessizlik düştü cümlenin ortasına,
kimse eğilip almadı.
Gömleğimin düğmelerini yanlış ilikliyorum
Elif gibi — dik durdum
Sessizce, yalnızca sana, her kelime içten
Bir hece gibi sade, özleminle ağır
Kırılmadan, bükülmeden, içimde yankı
Çocukken yağmurun altında beklerdim
Elif gibi başlamak her işe
Bir kağnı ile başlamak,
Yavaş emin adımlarla
Yede yede, ilmek ilmek
Yön vermek Anadoluya,
Mahzun bakan gözlerin,
Kıyametim oldu,
Sen üzülme,
Ömür de,
Ömrümü vereyim.....
Özgürlüğe meftun zümrüd-ü anka
Rüzgarın peşinde yüzer
Ve süzülür, ışıltıda yitene kadar
Kızıla çalan gökyüzünden talepkar
Savaşır, yırtınır, belki de ağlar
Ama cesurdur, gökyüzüyle savaşacak kadar
Bir Boşluk Geometrisi
Eşik.
Bir ayağın içeride, bir ayağın dışarıda.
Arada kalan o ince sızı;
işte orasıdır yerin.
Bugün tavan arasında eski bir kutu buldum.
Üzerinde “açılmayacak” yazıyordu.
İnsan en çok neyi saklar biliyor musun?
Kendinden bile sakladığı şeyleri.
Kapağı kaldırdım.
Tanıdık bir yüz aradım albümlerde.
Sayfaları çevirdim.
Bir.
İki.
Üç.
Yok.
Gözlerimdeki çizgiler
Boşa akan nehirler gibi
Çizildiler birer birer
Tuvali karanlık eller
Ve karanlık boyalar
Oysa ne çok isterdim
İçmeden ruhunu
Kalbine basamam
Esrarlı bir duman
Avuçlarında özgürlük
Çarpan sarhoşluğum değil
Güzelliğin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!