Durduğumuz yer biraz uçurum,
biraz akşamüstü,
biraz hiçlik.
Cebimde kırık saatlerin gürültüsü,
yürüyorum,
durmadan yürüyorum.
Sen içeri girdiğinde
bütün saatler durdu duvarda,
gökyüzü siyah bir mürekkep gibi
aktı şehrin üzerine.
Yüzün…
Ayın yüzünde bir yara, kızıl ve derin,
Toprağa düşen gölge, nefesi mahşerin.
Nar çiçeği patlar, sessiz bir isyanla,
Yazılmış bu alın yazısı; mürekkep değil, kanla.
Gülün dikeni gururlu, bülbülün âhı sağır,
Sen resim yap emmoğlu
Şiiri bana bırak...
Doğan güne inat...
Elif kokan rüzgarın
Gıcırdayan kağnının
Ve yeni doğan bir ülkenin
Hiçbir kaderden korkmuyorum
Bir bulutun ağlamasını göreceksem
Rüzgarlar savururken saçlarını
Şarkılarını bana getirecekse
Küçük bir çocuk
Güneşin ne söylediğini anlatacaksa
KPSS ÖSYM AÖF duygusuz bir yarış
Oysa insan doğası
Yarışmadan sevişebilmeli
Ve vazgeçmemeli
Ne KPSS ne AÖF nede senden
Bir sen kaldın geride
Tutunduğum acının üstüne
Umudun, hayatın, mutluluğun üstüne
Sevgililer günüydü ya hani
Birinin sevgilisiydi
Diğerinin celladı
Zamanın nefesini tuttuğu bir andı.
Hurma dalları bile kıpırdamaktan haya ediyordu.
Bir vedanın kıyısındaydık.
Küçücük bir beden, senin kollarında son uykusuna dalıyordu.
Odaya çöken sessizliği dinledim
ve kendi kendime sordum:
Kadim taşların kapattığı bir sokak
Ürkek gözleri perdenin arkasında
Etekleri siyah, gömleği beyaz
Belinde mavi bir eşarp
Kulaklarına kırmızı bir çiçek sıkıştırmış
Rüzgar Yok, dans ediyor, saçları savruluyor
İstanbul şiirleri gözlerin
Yazılmadan da okunur mavisi
Ve yürekten duyulur martıların sesi
Bırak kalemi , istanbul şiirleri yazma
Gözlerinden okuyayım Üsküdar'ı
Ve nefesinde duyayım Emirgan'ı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!