Biz tapu dairelerinde böbürlenen, telaşlı ve etten kiracılarız,
Oysa cilası çatlamış ceviz bir masa, bizden çok daha uzun yaşar bu odada.
Dudağımızın sıcak izi usulca buharlaşırken o ince belli bardakta,
Zaman bizim hücrelerimizi öğütür; camın o şeffaf kibrine dokunmaz.
Askıda unutulmuş o ağır, o kışlık paltoya iyi bak;
Uzat ellerini, bir yıldız yakala
Bir dilek tut içinden
Hafifçe üfle
Sönsün güneşler
Bir dilek tut
İçinde ben olayım
Kapıyı itince çan çalmaz,
zaman öksürür içeride.
Raflarda yüzler asılıdır,
kimisi gülmeyi çoktan unutmuş.
Bir köşede çocukluklar sararmış,
Ve bunu okuduğunda
Bu karanlık,
çektiğinde dehlizlerine
bedenimi
Yapabileceğin hiçbirşey olmadığını bilmelisin
Hiçbirinin senin suçun olmadığını,
Yolları tükettik.
Vuslatı ararken kaybolmayı öğrendik.
Şehrin paslı dişlileri arasında ezildik,
sonra bir sahil kasabasında,
eski bir panjurun gıcırtısında
onardık kendimizi.
Dört Kapı,
Piyano resitali gibi
Klavyemin tuşları
Her harfte bir ses,
Kimisi keskin,
Kimisi sakin,
Güneşin kaburgasından sızan o bakır sükût,
Kayaların alnında terleyen mağrur bir bulut.
Yamaçların nabzında titreyen o ince gölge,
Gözlerin: Hiçbir haritanın yazmadığı bir bölge.
Eteklerinde kekiğin ve sert rüzgârın kavgası,
Yak bir sigara birader
Tüttürelim acımızı beraber
Şimdi sen içmezsin
Korkutur sarhoşluk
Papatyanın sarısı aklında
Ondandır gönlündeki mayhoşluk
Dudaklarını Mona Lisa'dan çalmışsın
Gözlerini şiirlerden
Saçların şairlerin kaleminde
Fuzuli yangını kirpiklerin
Thutmose'nin ellerinde nefer titi
Venus De Milo'sun baş döndüren
Farkındaysan
Bir çiğdem açıyorsa
Ve dökülüyorsa yaprağından
Bir çiğ damlası
Yaşıyorsun demektir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!