Ex oriente lux
Gün ışıldıyor
Doğum sancısı yeryüzünün
Yeşilleri kurutan,
Yalancı bir bahardan arda kalan
Üşüten bir meltem dudağında
Dün gece, oturuyordun yatağında
Boynun büküktü, ve ağlamaklı
Dün gece,işte burada
Şu divanın üzerinde
Bir kez daha,
Yüreğimi bağladın avuçlarına
Deniz bir çarşaf gibi,
serdik kıyıya uykumuzu.
Köpüklerde yıkadık
o eski, yorgun korkumuzu.
Ali Bey’in şapkası uçtu,
kondu bir dalga ucuna;
Farkındaysan
Bir çiğdem açıyorsa
Ve dökülüyorsa yaprağından
Bir çiğ damlası
Yaşıyorsun demektir
Fırtınaya Karşı
Dalgalar duvar gibi, gökyüzü kara,
Korkuyu bırakın, sığının rüzgâra.
Ufukta ölüm var, ardımızda yaşam,
Bu gece uyumak yok, bu gece savaşam.
En derin korkularım
Bilinmez hülyalarım
İki seste birleşen
Umarsız kabuslarım
Dudaklarının tadı,
Mazluma yardım eli;
Ebabil kuşunun gagasında şekillendi,
Aşkı, sevmeyi, sevgiyi, merhameti...
Sabrı, öğreten el...
Gün geldi, zulme karşı
Direnişe sembol oldu
They say time heals everything.
What a beautiful lie.
Time doesn’t heal.
It only adds dust to the furniture.
I look at the empty chair across the room.
Bak sen şu işe
Saygı demek iki hece,
Bilemedin üç yada dört gece
Bey efendi,
Parası olunca beyzade,
Dayısı olunca şehzade,
Eski bir duvarın çatlağındayım,
ne tam içerdeyim
ne dışardayım.
Rüzgâr saçlarımı kökünden iter,
ben bu masalın neresindeyim?
Eşyanın kalbine dokundum gece,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!