Zamanın tozlu aynasında yüzüm yabancı,
bir veda provası sanki bu akşamüstü.
İçimdeki şehirlerin lambaları tek tek söndü,
elimde kalan
sadece bu eski sancı.
Kelimelerim çıplak,
Yolları tükettik.
Vuslatı ararken kaybolmayı öğrendik.
Şehrin paslı dişlileri arasında ezildik,
sonra bir sahil kasabasında,
eski bir panjurun gıcırtısında
onardık kendimizi.
Dört Kapı,
Piyano resitali gibi
Klavyemin tuşları
Her harfte bir ses,
Kimisi keskin,
Kimisi sakin,
Yak bir sigara birader
Tüttürelim acımızı beraber
Şimdi sen içmezsin
Korkutur sarhoşluk
Papatyanın sarısı aklında
Ondandır gönlündeki mayhoşluk
Dudaklarını Mona Lisa'dan çalmışsın
Gözlerini şiirlerden
Saçların şairlerin kaleminde
Fuzuli yangını kirpiklerin
Thutmose'nin ellerinde nefer titi
Venus De Milo'sun baş döndüren
Soğuktu, üşüyordu güneş
Ve kızıl karlar düşüyordu gökyüzünden
bir fısıltı duyuyordum,
yalıyordu rüzgarı ensemi
Üşüyordum
Bir uçurumdan Düşüyordum
Aklımdaki minik şeytan
Madem şiirle doldu yüreğim
Ve yaprakları sen oldun,
Kalemi bensem bu kitabın
İlk şiiri sen olacaksın
Çıplak dalların arasından
Kızıl hüzmeler süzülüyordu
Vadinin bağrında,bir ağaç haykırırken
İlk ışıklarla, düşüverdi yere
Sevda sandığı boğazına düğümlenmişti
Sevda sandığı, kurşun gibiydi
Seraplara tutkun bir bedevi gibi,
günlerdir yürüyorum,
kanatsız kalmış bir deniz kırlangıcıyım,
yolum uzak, bir kutuptan diğer kutba,
savruluyor bedenim,
ruhum sıkışmış bu keşmekeşte,
Göz göze gelirsek bir gün
Çatılırsa kaşların
Yüreğim vurulursa
Ağıt olur sevgilim,tüm sözler
Bakışlarından bir şair ağlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!