Toprak uyandı bak, kökler sarıldı,
Karanlık geceye ateş yakıldı.
Demiri dövdük biz örsün üstünde,
Korkuyu bıraktık dünün içinde.
Duyuyor musun dağların sesini,
Hissediyor musun kurdun nefesini?
ATEŞİN ÇOCUKLARI
Toprak uyandı.
Kökler damarlarıma dolandı.
Demir dövüldü örste,
kıvılcım geceyi yırttı.
Kırk derece, ateşler içinde
İnlerken koltuğumda...
Tek şey istiyorum
Şiir yazmak ve seninle sevişmek
Eğer ulaşabilirsem
Bilgisayarıma sürünerek
Ayaklarımda unutulmuş bir çölün tozu,
Aynalara bakmam artık, yüzüm bende değil.
Bir gölge büyütüyorum suyun içinde,
Dokunsam dağılan, sussam derinleşen.
Adını hangi harfe yaslasam, o harf kanar,
Son bulut yağmur oldu gönlüme
Son damla yüreğimi yakıp geçti
Son baharın , son çiçeğiydin
Şarjördeki son mermi
Şiirin son dizesi
Baharın son gülü
Biz yerdeki külleriz sadece,
Ateşin geride bıraktığı bir avuç kül
Ama her külü bir yağmur temizler,
Her ateşi bir suyun söndürdüğü gibi,
Her ateşin bir suyu olduğu gibi
Ateşe su gerekse de,
Betonun soğuğunda bir pervane,
ışığa değil karanlığa meyyal.
Cebimde kırık aynalar,
her parçada binlerce hayal.
Sinyal kesik, frekans bozuk,
dünya dar bir dehliz.
Haydi, durma çalıştır arabanı
Ne bekliyorsun daha
Ölmeyi mi gülmek için
Atla arabana,
Çevir kontağı
Sür en yakın karayoluna
Bazen ısıtırmış güneş
Bazen unutulurmuş en sevgili bile
Bazen sadece sessizlik
Akarmış gönlüne ılık ılık
Ama sadece bazen sensizlik
Bazen sessizlik, bazen (eş) sizlik
Yılların birikintisi,
Üç kelime, basit cümle
Ali topu at.
Tutmadım ki atayım,
Önce tutmalıyım,
Ve dileğin tut Ali olmalı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!