Yorgunluk yalnızca bedende başlamaz;
Bazen insanın içi güneş daha batmadan karanlığa bürünür…
Heves yorulur bazen;
Bir zamanlar gözlerinde ışıl ışıl parlayan umut,
hatıraların tozlu raflarında soluk bir iz olarak kalır.
Umut yorulur sonra,
her defasında yeniden ayağa kalkmaya çalışır insan..
Ama her kalkışında biraz daha tükenir kendi içinde…
Sabır da yorulur bir gün;
İçten içe tükenirken bile kimseye belli etmeden,
“Dayan…” diye fısıldayan sessiz bir çığlığa dönüşür.
Ve insan bir gün anlar ki;
En derin yorgunluk,
Ne dizlerdeki dermanın tükenmesidir,
Ne de omuzlarında taşıdığı yükün ağırlığıdır..
Asılında yorgunluk..
Umudun, usul usul tükenmesi,
Güvenin, sessizce kırılması,
Hevesin, kendini geri çekmesidir....
Ve insanın, kendi içinde kendini terk etmesidir aslında yorgunluk...
İnsan en çok da kimseye anlatamadığı yerlerden yorulur işte...
Gülümser belki, “İyiyim…” der herkese;
Ama içinde, kimsenin bilmediği bir savaş bitmiştir aslında..
İşte insan, tam da o günden sonra yorulur…
Ne dinlenmek iyi gelir, ne de uyumak…
Asıl yorgunluk, bedenin değil de,
yüreğin taşıdığı o yüktür aslında... İşte öyle…
Kayıt Tarihi : 10.09.2026 10:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!