Burun değil eğik çadır direği,
Yamulmuş yan yatmış kapı fireği,
Bırak estetiği yoktur gereği,
Yamuk burun sana özel bacanak.
Bacanak hüseyin sümüklü sülo,
Yoldan sapar yanlış yapar bilerek,
Nolur sonu şeytanı örnek alarak,
Dostluk kalpte diye gelir gülerek,
Nokta nokta çocuğuna bak hele.
Sığır desem mö deyipte melemez,
Aslan aç kediler tok,
Düzeni koruyan yok,
Buda beni eder şok,
Bak şu çarpık düzene.
Herkes arsızı över,
Güler yüzlü efendiden efendi,
İstanbul kartalın yerlisi kendi,
Şen şakraktı ogünler ne güzel gündü,
Işık ercan Ay ışığım Ay dedem.
Unutan unutsun ben unutmadım,
Küçükler büyüğe karşı geldikçe,
Bu gidişat bu düzen böyle oldukça,
Azgın nesil şeytanla dost kaldıkça,
Merak etme kıyamete az kaldı.
Hain evlat karşı gelir babaya,
İnsanı güzel hoş yoktur hilesi,
Kader baştan bozuk, bitmez çilesi,
Yüksek mekan sanki Tokat Kalesi,
Gördüm köyüm beyazlara bürünmüş.
Ağaç gelin, dallar farksız küpeden,
Gözümün önünde göz göre göre,
Deveye meydanı dar eder pire,
İki ayaklı itler koşuyor şere,
İşte bu durumda sussan olmuyor.
Düven çekmez oldu öküzün hası,
Uçma yükseklerde fazla havada,
Mangalda kül bırakmazsın tavada,
Leş kargası gibi durmaz yuvada,
Sinir oldum bu gün itin birine.
Dar düşünme gezme kinle kibirle,
Nedense iki araya gelmez bir yakam,
Doğrudur sözlerim yok benim şakam,
Kaymakam Bey o kadar rahatmı makam,
Gelde bu halimi gel gör kaymakam.
Her zaman daim ol düşme neşenden,
Kedi leş heryer kalır kokuda,
Tat kalmadı Aslan sütü rakıda,
Kaldık ne günlere azgın vakide,
Kediler Aslana kafa tutuyor.
Horozmu kesilmiş beş para etmez,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!