Burun değil eğik çadır direği,
Yamulmuş yan yatmış kapı fireği,
Bırak estetiği yoktur gereği,
Yamuk burun sana özel bacanak.
Bacanak hüseyin sümüklü sülo,
Yoldan sapar yanlış yapar bilerek,
Nolur sonu şeytanı örnek alarak,
Dostluk kalpte diye gelir gülerek,
Nokta nokta çocuğuna bak hele.
Sığır desem mö deyipte melemez,
Aslan aç kediler tok,
Düzeni koruyan yok,
Buda beni eder şok,
Bak şu çarpık düzene.
Herkes arsızı över,
Güler yüzlü efendiden efendi,
İstanbul kartalın yerlisi kendi,
Şen şakraktı ogünler ne güzel gündü,
Işık ercan Ay ışığım Ay dedem.
Unutan unutsun ben unutmadım,
Küçükler büyüğe karşı geldikçe,
Bu gidişat bu düzen böyle oldukça,
Azgın nesil şeytanla dost kaldıkça,
Merak etme kıyamete az kaldı.
Hain evlat karşı gelir babaya,
İnsanı güzel hoş yoktur hilesi,
Kader baştan bozuk, bitmez çilesi,
Yüksek mekan sanki Tokat Kalesi,
Gördüm köyüm beyazlara bürünmüş.
Ağaç gelin, dallar farksız küpeden,
Ahla vahla geldi geçti bir sene,
Geri gelmez bir yaş daha yaşlandık yine,
Çok şükür sağ salim geldik bugüne,
Hoş geldin iki bin on üç hoş geldin.
Gelenler gelmiştir gidenler gitti,
Mekan oldun tilki ile çakala,
Her nereye gitsem çoktur ukala,
Başka sana ne diyeyim pekâla,
Zalim dünya senden hoşnut değilim.
Zalimlere verdin Cennetin ela,
Dünya sevda üzerine kuruldu,
Çeke çeke garip aşık yoruldu,
Benim gönlüm bir güzele vuruldu,
Bu can kurban kalbimdeki güzele.
Ölmeyince bende bu sevda bitmez,
Kim olursa olsun bence fark etmez,
Gerçek seven dost insanı terk etmez,
Söz kanundur insan olan çark etmez,
İyi insana boynum kıldan incedir.
Her şey bir bahane değil sıranan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!