Güler yüzlü efendiden efendi,
İstanbul kartalın yerlisi kendi,
Şen şakraktı ogünler ne güzel gündü,
Işık ercan Ay ışığım Ay dedem.
Unutan unutsun ben unutmadım,
Küçükler büyüğe karşı geldikçe,
Bu gidişat bu düzen böyle oldukça,
Azgın nesil şeytanla dost kaldıkça,
Merak etme kıyamete az kaldı.
Hain evlat karşı gelir babaya,
İnsanı güzel hoş yoktur hilesi,
Kader baştan bozuk, bitmez çilesi,
Yüksek mekan sanki Tokat Kalesi,
Gördüm köyüm beyazlara bürünmüş.
Ağaç gelin, dallar farksız küpeden,
Ne var ne yok çile haktan verildi,
Elden bir şey gelmez garip yoruldu,
Senin için öldü öldü dirildi,
İşte oğlum sevmediğin bu adam.
Hastane köşeleri oldu mekanım,
Dünya sevda üzerine kuruldu,
Çeke çeke garip aşık yoruldu,
Benim gönlüm bir güzele vuruldu,
Bu can kurban kalbimdeki güzele.
Ölmeyince bende bu sevda bitmez,
Yok dost düşman iddası,
Aldırmaz yıkılsa yuvası,
Aklıyla yoktur arası,
Böyledir kursaksız insan.
Düşman zehir verse içer,
Kim olursa olsun bence fark etmez,
Gerçek seven dost insanı terk etmez,
Söz kanundur insan olan çark etmez,
İyi insana boynum kıldan incedir.
Her şey bir bahane değil sıranan,
Rabbim beni koru nankörün şerrinden,
Görsen duysan neler vardır derinden,
Doğrudur sözlerim yerli yerinden,
Gamsız iddaasız adi boynuzlu.
Hadi gelde güven böyle adiye,
Her nereye gitsem madur kalırım,
Yok elde avuçta nasıl alırım,
İki yakam bir araya gelmez bilirim,
Böyle per perişan hayat olurmu.
Seninse herşeyin başından fazla,
İnsanlıktan alakasız ilgisiz,
Ders çıkarmaz ibretlerden bilgisiz,
Yüce Allah'a garip kuluz çünkü biz,
Boyun Eğmek zorundayız hayata.
Mecbur hayat geçim telaş olmazsa olmaz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!