İcatlar nasıl olmuştu, bir çoğunu unuttum,
Öğlen ne yediğimi de unuttum,
Bu gün, aynayı bulmuşcasına heyecanlıyım,
Ve o ayna, sanki dünyada bir tek bende var…
Alfabeyi sökmüş de, okuma yazmaya yeni geçmiş,
Kırmızı kurdelalı çocuklar kadar mesudum…
Bir sen varsın şu yürekte,
Bir sen saklısın.
Saklısın…
Aldığım her bir nefeste.
Sana doğuştan sevdalı
Bir erkek gitmeden önce,
Bitmez, tükenmez,
Sonu gelmez ihtirasların…
Birlikte yapılan kahvaltılarda,
Yenilen akşam yemeklerinde,
Lokmalar boğazından geçmez,
Bakma bana öyle,
Kafam karışık,
Yanında ızgara köfte,
İki de ayran olsun,
Kokusuyla doyarım,
Sen yemene bak tatlım,
Reçellik çileğim,
Ballı incirim,
Dikenli böğürtlenim,
Tutmaya gelmez,
Tatmaya doyulmaz,
Atmaya kıyılmaz,
hele bir istekler karşılanmasın,
şu eve bir gün ekmek girmesin bakalım,
seyreyleyin neler oluyor,
önce sözlü tacizler,
psikolojik soğuk savaş,
ardından misliyle karşılık top atışları,
Mezopotamya kralının kızı mısın,
Nemrud'un bilmem kaçıncı göbekten torunu mu?
Bu havaların kime?
Bak cilalı güzel,
Ne diyeceğim sana,
Çeşmeye bir tutarsam yüzünü,
Sevdamı satırlara kaneviçe gibi işleyen benim,
Benim yirmi dokuz harfte can çekişen,
Kalemim yazarken kurşunu içime giren,
Astarsız cilasız, sensiz yüzüm gülmeyen...
Olmadı, olmayacak,
Senden başka başyapıtım, eserim.
Tanıdık geliyor bu yüz,
Uzaktan seçemedim,
Hele az daha yaklaşayım dedim,
İki dirhem bir çekirdek,
Kuru üzüm, beyaz leblebi,
Taze yemiş, çitlembik,
Çalıkuşu misali daldan dala atladın
Bir ileri bir geri, amma da çok zıpladın
Hünerli cambaz gibi, ip üstünde oynadın
Be insafsızın kızı, işin gücün dalgaymış




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!