'Sen gel ! başka bir şey istemem 'dedi.
Beni adam yerine koymuş, gitmem mi ?
'Canımsın, sabaha ordayım 'dedim.
Buluştuk, doyasıya sarıldık…
Sonra da kolumdaki saati çıkarıp yere fırlattım,
İşte dedim, zamanı da durdurduk…
Her yerde aynı şarkı, Ali, Ayşe’yi köpek gibi seviyormuş,
İyi de, bana ne bundan, saygı duyarım tabi de,
Kıza da sormak lazım, gönlü kimdeymiş?
Bilmem ben kendi ateşimden başkalarını,
Aç kurtlar gibi hazır kıta seni bekleyen benim,
Dilime yapıştı dur durak bilmez kelimelerim,
Tıpkı mevsimler gibi,
Bir zamanlar ben de yazdım,
Hem yazdım hem okudum,
Kendi hikâyemi.
O zamanlar güzeldi her şey,
Beni bana sorma, kendine beni anlat,
Anlat, anlat, bayağı heyecanlı olacak,
Afedersin, sular seller gibi sana kapıldım,
Dalgalı saçların olsaydı tutunurdum,
Ellerim boş kaldı, gözlerim fersiz,
İyisi mi yine derdime yanayım.
Sürgüne atan sendin, daha çilem dolmadı
Kendimi kuruttum da, elde gülüm solmadı
Beni bende bitirdin, artık halim kalmadı
Kabire çevirdiğin kederli baş da benim
Söyle, bu sessizliğin ne vakit son bulacak
BEKLENEN YOLCU
Bendeniz şip şak anlarım meseleyi icabında,
Nasıl izah etsem bu konuyu, şimdi şöyle oluyor,
Olmasına da, ne oluyor anlamış değilim,
Bir saniye, yarım kalmasın cümlem, burda kısa keseyim,
Bekliyorum.
Bir otobüs durağında,
Bekler gibi.
Karnı acıkan bir bebeğin,
Vakitsiz ve hesapsız saatlerde,
Sabırsızca anasını beklediği gibi.
Ciğerim yanıyor gardaş, ciğerim,
Şöyle buz gibi bir su versen de,
Kana kana, doya doya içsem,
Kesmez beni gardaş, yemin olsun,
Ben daha mini minnacık bir bebekken,
Tahta beşikte hıçkıra hıçkıra ağlamalarım,
Caddelerden, sokaklardan duyulurmuş,
Annem bir eli yemekte, bir eli bulaşıkta,
Mutfaktan koşarak gelirmiş,
Sana bakmak güneşe bakmak gibi bir şey,
Öyle yakıcı, öyle kavurucu,
Sanırsın ki birer ateş topu,
O baş belâsı gözlerin yok mu,
Kör olmayasıcalar,
Kurşun gibi, mavzer gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!