Bir kuş çırpınıyor göğsümde,
Adını fısıldıyor göğe doğru.
Her nefes, sana açılmış bir dua,
Her sessizlik, senden kalmış bir iz.
Ey sevgili,
Gözlerin, sabahın ilk ışığı gibi,
dokunur içimin karanlığına.
Bir bakışın —
bütün suskun mevsimleri yeşertir içimde.
Sesin, uzak bir denizin huzurudur;
Neden yaşayamıyorum ben
sevmeyi hayat bilmişken
ve sevgiyle doluyken
bu zindan kimin böyle
günahım ne bilmiyorum
intihar gibi yaşıyorum
Bir sessizlik var içimde,
Katı, saydam, bekleyen bir madde gibi.
Senin sesin dokununca çözüldü yavaşça,
Kendimi kaybettim — ama özgürce.
Aşk mıydı bu, yoksa benliğin çözülüşü mü?
Hadi vur diyorum gözlerinle
Ben ölürken ses çıkarmam
Ama yüreğim hala kıyametler de
Görmüyorsan tamamdır
Duymuyorsan tamamdır
Yüreğin titremez uçurumlarda
Doğudan gelir ışık,
doğudan —
her uyanışın kalbinden.
Kardeşler sessizdir,
eller taşta,
Bir göz uyur karanlığın ortasında,
Bir diğeri bakar sonsuzluğa.
Gökyüzü susar, taşlar konuşur,
Ve bilgelik, sessizlikten doğar.
Piramit yükselir — ama taş değil, bilinçten;
Bir tapınakta başladı fısıltı,
ışık eğildi, dua sustu.
Bir melek kanadını kırdı gökyüzünde,
ve karanlık, bir düşünce gibi doğdu insanın aklında.
Ateşin diliyle yazılmıştı kader,
Bir zamanlar biliyorduk —
ama unuttuk.
Kendini maddeye örten ışık,
uykuda rüya gördü
ve adına dünya dedi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!