Aşk davettir yanmaya
Böyle yangına can kurban
Gül var kül yok
Kor alev dergaha benzer
Bir elde gül bir elde tabanca
Yüreğin delisi hiç bir kaba sığmaz
Lakin kabulüdür yine de aşkın
Belki de bir yakınlıktır bu
Zaten aşkın kendisi tek tabanca
Her hali de seyirlik bir gül
Sislerin arasından doğan
ve hiç sönmeyen bir fısıltıyım ben;
ne toprağın ağırlığına ne göğün ışımasına ait,
yalnızca aradaki ince perdeye.
Gölgelerle yürürüm,
Bir rüzgâr eser uzaklardan,
Kokun yok, sesin yok,
Yalnızlıkla konuşurum her akşam
Ve içimde çoğalan o kırık sokaklar…
Bir yabancı kentin eşiğinde
Evet güzel bayan
Doğrudur dünya dönüyor
Ama benim kafam bir milyon
Daha bir deli dönüyor
Size bir soru güzel bayan
Siz bu kadar
Güzel bir muhabbetmiş bu
Ney sesi güzellikler mest etmiş
Nerden buraya geldiğini bilmez
Daha önceleri zulümmüş
Hem cana hem canana
Hasretmiş bu huzura çoktan
Güzelim,
adını içimde taşıyorum
bir sır gibi —
her hecede biraz daha
sana dönüşüyorum.
Bir sabah gördüm seni,
Gözlerinde doğuyordu gün.
Bir çiçeğin uyanışıydı bakışların,
Toprağa ilk düşen çiy kadar sessiz
ve bir o kadar derin.
Gökkuşağını yitirmeyen bir sözcüksün sen öyle ki bittiğin yerde tüm sırlar açığa kavuşabilir
Şimdi şiir yazmak seni seviyorumdur bana göre okumakta bende seni seviyorumdur ikisine sahip birini elde elde edebilir mi hiç
Sen bir çiçeksin ve sana durdu kalbim insanın kalbi durunca ölür biliyor musun gel gör ki kalbim sana durana dek ben ölüydüm ne vakit sana durdu ben o vakit yaşadım işte
Işığı gözler de bulmayan gönül de arar
İnciler ne kadar derinlerde olursa olsun
Güzellik kendini ele vermeden aratmıyor
Şarabı içerken yari severken kutsamak gerek
İkisi de ihmale gelmez ikisi de bir eder




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!