Bir gül kopardım sabahın sessizinden,
Yaprağı elimde eridi — bir “belki”nin içinde.
Her umut biraz yanılgı,
Her yanılgı biraz ben.
Rüzgâr anlattı:
Bazen bir veda ya sığıyor ömür
Gitmekte kalmakta bir seven için
Nefes nefese derin boşluk büyür
Dağlarda yeşermez artık bahar
Kent sokakları prangalarca yontulmuş
Ekranlar yanıyor —
ama kimse birbirine bakmıyor.
Piksel kadar gerçek,
ve sonsuz kadar sahte bir evrende
kendimizi kaydediyoruz,
yeniden,
Hayat ne garip bir şey
Acı da mutluluk da bir gerçek
Ve ikisini de anlatmaya herşey yetersiz
Gerçek bir acıya gözyaşları tercüman olamaz
Ya da gerçek bir mutluluğa tebessüm ve gülüş
Ama yine de ağlıyor insan veya gülüyor
Aşk vuslat ya da
Özüne sözüne kavuşma
Kördüğüm kadar bağlılık
Ay vakti bir tutulma
Yağmur olan özgürlüğüm yağsın
Mavzer nöbeti kan uykusuyla sonlanır
Aşk olan yürek yangınım yarınlara aksın
Kördüğüm duygular ah kalbime saplanır
Ben yandım ve bir çok kez can verdim öldüm
Bulut ağır ağır yürür ufukta,
Koyun misali dağdan dağa konar.
Rüzgâr eser ince bir türküyle,
Toprak kokusu sarar ovalar.
Bir çise düşer yaprağın ucuna,
Bir gülüşün kaldı gözlerimde hâlâ,
Sesin yankılanır boş sokaklarda.
Gidişinle soldu içimin rengi,
Bir mevsim eksildi tüm zamanlarda.
Geceler uzarken sensizliğe doğru,
Bir serçe kondu cam kenarıma,
Gözlerinde senin gidişin vardı.
Sessizlik sardı dört bir yanımı,
Kalbim, ismini usulca andı.
Geceler uzun, sen yoksan eğer,
Yalnızlık, insanın kendine sorduğu en sessiz sorudur.
Cevabı yoktur — ama yankısı vardır,
ve o yankı, bazen bir ömür sürer.
Kalabalıkların ortasında bile
bir boşluk taşır insan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!