Bir gül açar gecenin kalbinde,
ay dokunur taç yapraklarına —
ışıkla düşünce birleşir o anda,
ve ben sorarım sessizce:
“Aşk mı varlığı yaratır,
yoksa varlık mı aşkı hatırlar?”
Gülüşüne geldim
Ölümüne sevdim seni
Ne gerek var uzaklara
Sen her haliyle özlenensin yar
Aşk davettir yanmaya
Böyle yangına can kurban
Gül var kül yok
Kor alev dergaha benzer
Bir elde gül bir elde tabanca
Yüreğin delisi hiç bir kaba sığmaz
Lakin kabulüdür yine de aşkın
Belki de bir yakınlıktır bu
Zaten aşkın kendisi tek tabanca
Her hali de seyirlik bir gül
Sislerin arasından doğan
ve hiç sönmeyen bir fısıltıyım ben;
ne toprağın ağırlığına ne göğün ışımasına ait,
yalnızca aradaki ince perdeye.
Gölgelerle yürürüm,
Bir rüzgâr eser uzaklardan,
Kokun yok, sesin yok,
Yalnızlıkla konuşurum her akşam
Ve içimde çoğalan o kırık sokaklar…
Bir yabancı kentin eşiğinde
Evet güzel bayan
Doğrudur dünya dönüyor
Ama benim kafam bir milyon
Daha bir deli dönüyor
Size bir soru güzel bayan
Siz bu kadar
Güzel bir muhabbetmiş bu
Ney sesi güzellikler mest etmiş
Nerden buraya geldiğini bilmez
Daha önceleri zulümmüş
Hem cana hem canana
Hasretmiş bu huzura çoktan
Güzelim,
adını içimde taşıyorum
bir sır gibi —
her hecede biraz daha
sana dönüşüyorum.
Bir sabah gördüm seni,
Gözlerinde doğuyordu gün.
Bir çiçeğin uyanışıydı bakışların,
Toprağa ilk düşen çiy kadar sessiz
ve bir o kadar derin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!