Adam duymuş ney sesini
Görmüş gönül hanesini
Bir muhabbet dönüyormuş ulu orta
Aşkın şarabı helal ile haram arasında
Eğildim üstüne hayatın, elimde ipekten bir sızı,
Gergefe gerdim bu gece, alnımdaki o yalnız yazı.
Her iğne darbesi kalbimde bir yankı, bir derin iz;
İşliyorum kumaşa, içimdeki o bitmez ayazı.
Gül kurusu dertlerim var, altın sarısı hayallerim,
Seven sevdiğine beni affet der mi
Dememeli belki de lüzumu yok
Seven sevdiğinin afettiğidir zaten
Yine de ben diyorum beni affet sevgili
Çünkü sana dair her şeyin lüzumu var
Senden özür dilemek küçültmez beni
Döner durur içimde aşkın ateşi,
Bir semah ki, suskunlukla yanar.
Ne söz kalır, ne beden bilir kendini,
Gönül döner, hakikate uyanır.
Ay gibi doğar geceme nurun,
Biz farklıyız canım sevdiğim
Şiir tutturmuşuz seninle aşkla
Biz aşkın ederi kadar masum
İnan senin için atıyor kalbim
İnanmıyorsan hasretinle yokla
Seni kendimden çok seviyorum
Zaman, görünmez bir nehir gibi akıyor,
Bizse kıyısında oturan gölgeleriz.
Her an, elimizden kayan bir damla;
Ne tutabiliriz, ne bırakabiliriz.
Var olmak;
Soğuk hücre demir parmaklık kör pencere
Tutsaklık bile özgürlüğe anlam katmıyor artık
Kopmuş kıyamet sabır yine yetim dağılan biz
Maviyi tutan gökyüzünün rıhtımında bir nefes
Gözlerinde aşk vardı hep,
Kalbim sana düştü tek.
Bir gülüşün yetti bak,
İçime sevdan doldu.
Yollar sana varıyor,
Sessiz bir geceye dokundum usulca,
Adını fısıldadı yıldızlar bana.
Kalbimde bir gül açtı o anda,
Sensiz her an, eksik bir mısrada.
Gözlerin, en derin deniz mavi,
Bir akşam üstü suskunluğa gömüldüm,
Gökyüzü ağırdı, rüzgâr yorgundu.
Ama kalbim, senin adını anınca
Birden kuşlarla doldu.
Ey sevgili,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!