Bir ses duydum içimde,
Adını fısıldıyordu rüzgâr.
Gözlerimle değil,
Kalbimin hatırladığı bir yerden tanıdım seni.
Ne vakit gün batımı kızıla dönse,
Geceler bilirim ben gözyaşı içinde
Gökyüzüne sitemli bir yürek gibi
Bir rüzgarın bakışında durur
En soylu kavgada sevda seli
Savrulmamış duygularda durur
Gözlerden akıtılmamış damlalar
Sevmeyi sevdim ben bulutu gördüm
Yağmur taneleri yağmaya aşk ister
Kalbim yangın seninle söndüm
Birşey var herşey gibi içten içe
Ve buna aşk diyorlar inanılmaz
Gönlüme yağan aşk taşan sen sevgili
Kadın aşktır
Aşk can için gıdadır
Sevmek iyileştirir
Sevilmek ruhu besler
Bir kadın da ne yok ki
Mona Lisa’nın gülüşüyle başladı fısıltı,
Bir sırrın nabzı attı Louvre’un taşında.
Zaman, parşömen gibi kıvrıldı ellerde,
Bir kelime eksik — bir tanrı fazla.
Gölgeler, bilgiyle yıkanmış mumlar,
Gecenin koynunda usulca büyürken
Bir yıldız düştü, kalbime değdi.
Sonsuz bir hüznün şarkısı gibi
Kelimeler içimde yankılandı.
Ay sustu, rüzgar da konuşmaz oldu,
Mürekkep hiç kurumadı
Feryatlar hiç susmadı Sonra
Şiire ölüm karıştı
En acıklı olan da buydu
şair hiç tanımadı hayatı hiç yaşamadı
Bu ferman kimin di
Ne yanışımın bir yarını var sende ne de kalışımın
ben yanarak aşkı bulmuşum inan hepsi bu
ne aşkın bir yarası var bu gönülde ne de hatırası
sadece aşkı yanarak sevmişiz inan hepsi bu
yanmaktan öteye gidemedik sevdamız
hasret hep hüzün olmuş aşk deryasında
Şehrin üstüne gece iner yavaşça,
Pencerelerde suskun ışıklar yanar.
Bir piyano sesi, ince bir sızı gibi,
Kalbin en gizli odasına sızar.
Adam yürür, düşünceleriyle yan yana,
Özne sandım kendimi,
cümleye ben başladım sanırken—
meğer sen gelince
fiil anlamını bulmuş.
Bağlaçtın sen,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!