Gözlerin bir sabahın ilk ışığı,
dokundu mu yüreğim uyanır.
Her bakışınla açar içimde çiçekler,
suskunluğum bile sana adanır.
Rüzgârınla titrer yapraklar gibi kalbim,
İnsan nedir? Sormakla başlar yolculuk,
Bir ömre sığmaz bazen bir tek soruluk.
Bilmek ister, çözmek ister sırları,
Ama unutur çoğu kez, kendi içindekini aramayı.
Kimi bilgide arar sonsuzluğu,
Her doğan çocuk,
Evrene sorulan ince bir sorudur—
Cevap kimde saklıdır?
Ve kim, bir canın kaderine
Yön verecek kadar bilgedir?
Anlatılmadı hiçbir vakit,
Yalnızca bir bakışta sığındı sessizlik.
Yürek, kıyıya vuran dalga gibi,
Her seferinde biraz daha geri çekildi.
Beklenmedi geliş,
Sürgün gibi içimden geçiyorsun,
Her adım yüreği kanatıyorsun.
Hasretin yel olup savuruyorsun,
Ben seni özlemekle tükenmişim.
Gurbetin soğukla yoğrulan yüzü,
Gecenin kıyısında adını fısıldıyorum,
rüzgâr duyuyor da sen duymuyorsun;
yıldızlar omzuma düşüyor tek tek,
sensizlik ağır geliyor.
Bir fincan çayın buğusunda yüzün,
Gözlerin yokken sönüyor gece,
Ay bile eksik, yıldızlar sönük.
Bir adın kalmış şiire hece
Bir yerinde, hep kanar, hep kırık.
Dudaklarımda suskun bir hece,
Kalbimin en derin yerinde bir iz,
Ne rüzgâr siler, ne zaman silmiş.
Adınla yanar o kara deniz,
Süveydam orda… kimse bilmemiş.
Ne yemin eder, ne inkâr eder,
Yüzleri yok, yalnız mühürleri var,
Bir harita çizerler karanlıkta gizlice.
Altınla örülmüş görünmez bir duvar,
Yasalar eğilir onların dizine.
Bir söz eder, kıtalar titrer,
Tanıdım geceyi
Benden daha ak
Cehennem de neymiş
Benden daha soğuk
Uzat ellerini gözyaşlarıma
Gözlerime bak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!