Sinan Bayram Şiirleri - Şair Sinan Bayram

Sinan Bayram

Ben, senin kalbinde eskimeyen bir bergüzar olmak diledim,
Hani o her bakışta ruhu tazeleyen, toz kondurulamayan emanet.
Seni sevmek; ömrümün en kıymetli mücevherini avuçlarına bırakıp,
Kendi varlığımdan geçmek, sende bir iz, bir hatıra kalmaktı.

Zamanın o hoyrat eli değmesin diye sakladım bu sevdayı,

Devamını Oku
Sinan Bayram

Gökyüzünde süzülen beyaz güvercin,
Kanatları rüzgarla dans ederken,
Bir umutla uçar, sevda izlerken,
Barışın simgesi, huzurun sessizliğidir.

Gözleri derin, kalbi saf ve temiz,

Devamını Oku
Sinan Bayram

Yürürken dünyada dik başla ama,
Bil ki eğilir dal, meyvesi varsa.
Sözün tartılı olsun, dilin terazi,
Bir kelime yıkar, bir söz yapar saray.

Bilmediğini sormaktan korkma,

Devamını Oku
Sinan Bayram

Okumadan geçer mi bir ömür doğru?
Bilgisiz yürürsen kaybolur yolcu.
Kalem, kılıçtan da güçlüdür inan,
Bir harf öğretirse eğil baş eğlen.

Emek vermeyenden umut beklenmez,

Devamını Oku
Sinan Bayram

Bilir misin, bilmek neye benzer?
Bir ışıktır — ama dokununca dağılır,
El uzatırım, kavrarım sandığım her şey
Yeni bir bilinmezliğe açılır.

Zihin bir denizdir,

Devamını Oku
Sinan Bayram

Bilgi bir ışıktır, yoldaş olur sana,
Karanlık düşünce düşer arka plana.
Okudukça büyür içindeki evren,
Her harf bir anahtar, açar gizli perden.

Çalışmadan gelen başarı yalandır,

Devamını Oku
Sinan Bayram

Zamanın dilsiz çarkında, bir an’a hapsolmuş cevher,
Nedir bu ten denen kafes, içindeki hangi sefer?
Düşünce; dipsiz bir kuyuya atılan sığ bir taş,
Varlık; hiçliğin kıyısında verilen o sessiz savaş.

Bakıyorum eşyaya; adı benden, tadı benden değil,

Devamını Oku
Sinan Bayram

Dost gözüne kötü gelmek
Özüne sözüne ayrı düşmekle aynıdır
Özüne sözüne dönen Bilir ancak can
Yürekte olan sevda ne ağırdır

Ya hak de can gönülde aşktır canan

Devamını Oku
Sinan Bayram

Bir kapı vardı içimde,
Sessiz, kapalı, ama çağıran.
Elimde ne anahtar, ne cevap —
Yalnızca arayışın kendisi.

Taşa dokundum. Soğuktu.

Devamını Oku
Sinan Bayram

Henüz adının konmadığı,
Gözlerin göze değmeden hemen evvelki o dipsiz eşikteyim.
Burası, varoluşun nefesini tuttuğu,
Kelimelerin kifayetsiz kalıp havada asılı kaldığı araftır.
Zamanın büküldüğü, mekanın silindiği,
Gündüz ile gecenin birbirine sarılıp eridiği o kadim demlikteyim.

Devamını Oku