Tanıyamıyorum kendimi
ayna yine aynı ayna
ama bu yüz bu tebessüm
zamansız bir mekan gibi
sınır yok boyut sonsuz
bir adım ötesi uçurum hani
Taşların arasında yankılanan bir sessizlik var,
Ne ölümün, ne doğumun sesi —
Zaman bile diz çökmüş bu avluda,
Çünkü hakikat konuşmaz,
Sadece bekler.
Her sabah, taş beni bekler.
Soğuk, ağır, sessiz…
Dağın eteğinde gölgem bile yorulmuş.
Yine de ellerim onu kavrar —
çünkü başka bir anlam yok.
Bir çekiç iner sessizliğe,
Taşın içinde yankılanır sonsuzluk.
Usta susar, çırağı dinler,
Çünkü hakikat, söylenenden çok sezilendir.
Her taş bir benliktir, yontulmayı bekler,
Bir sabah, güneş yine doğdu.
Dünya yerindeydi,
Ama ben,
Yine de yabancıydım her şeye.
Yollar aynıydı,
Karanlığın ortasında bir çekiç sesi,
yankılanır sessizliğin mabedinde.
Her darbe — bir soru,
her kıvılcım — bir cevap olur.
Benim taşım hamdı,
Taştan kalp güveneni yok
Har vurup harman savurur
Ismarlama gözyaşları kapıda
Yine de vazgeçilmez seveni çok
Bir adam zarif hayatın içinden
Adam sevdiği kızın gözlerine bakar
Kız sevdiği adama sorar
Neden bana böyle bakıyorsun
Adam cevap verir yaşıyorum der
Kız tekrardan sorar bir çift gözde esir olmak mıdır yaşamak söyle
Adam senin o esaret dediğin için
Ey Ya rab
Senden istedim deryayı
Sen verdin ben boğuldum
İlk önce isyan ettim
Ama sonra anladım
Hayat varlığı çağrıştırır, ölüm yokluğu.
Zamana tabi olan, zamanla yok olur.
Dünya, zamana tabi hayat sahibidir.
Varlık zenginlik ile anılır, ölüm fakirlikle.
Dünya hayatı kendi düzenine yol bulur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!