Ölüm ölüm dediğin nedir ki
an gelir ölümü de bulamazsın
yanmak nedir o zaman anlarsın
acıyla yüzleşip hep kanarsın
Hayat pembe düşlerden arınır
Ölümü özledim anne
ecel kapısını çalasım var
ah edip gülleri soldurmadan
bu dünyadan gidesim var
hayat güzeldir bilirim
yaşamak güzeldir
Ölümü uzak tut şafaklarımdan
puslu gecede gel gir koynuma
nefesin kuşatsın hücrelerimi
hayat çiçeğim gel sarıl bana
Dağların ardında bir gül yeşersin
Hayatın ne olduğunu son nefeste anlarız belki
ölmeden yakalarız belki mutlu olma şansını
ölüm kızgın toprağın eriyişine benzer
hayat ise demirin çelik oluşu gibidir
Vakti gelince belki boğulmadan yaşarız hayatı kim bilir
Şimdi bu ölüm aklıma nerden geldi
yoksa toprakmı çagırıyor beni
sorarım size dostlar bu nedir
kim uyandırdı bu cehennemi
Gördünüz mü kıyamet nasıl dirildi
Yaşamak ne de güzel bir şey
Bunu ölünce daha iyi anladım
Yaşarken ölmek ne de büyük felaket
En dibe vurunca anca uyandım
Uyanışım bile acıdan pas tutmuş
Ölüyorum usulca toprağı ürkütmeden
kefenle mezara girip öyle iz sürercesine
karanlığın düşlerinden arınıp gelircesine
bir ferman yazılır katlime büyürcesine
Ölüyorum usulca mezarı incitmeden
Ben bugün bir mahşer ile uyuyorum
Hesabı olanda buyursun gelsin
Ben bu gece bir hesabı görmüşüm
Derdi olanda buyursun konuşsun
Yurdumun yağmurları sürgün eder
Bir boşluk büyüyor içimde,
Adını fısıldayan rüzgârın bıraktığı…
Ne kadar dokunsam, o kadar uzaklaşıyor,
Seninle aramda uzayan zaman.
Geceler uzun, yıldızlar suskun,
Sessizliğin nabzında atar adın,
Gecenin perdesinde yankılanır sesin.
Bir boşluk var içimde, tarifi zor,
Her zerremde seni özlerim, bilirim.
Uzak bir deniz, derin bir nefes,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!