Aylar, göğün takvimine dizilmiş
On iki ayrı bilgeliktir;
Her biri, insan ruhunun başka bir yüzünü
Sessizce aydınlatır.
Ocak, yeni başlangıçların soğuk ama dürüst aynasıdır;
İçimde kapalı odalar var,
anahtarları rüyalardan dökülür.
Her kapının ardında
başka bir ben, başka bir evren uyur.
Aynalar birbirine bakar,
Sen gülümsediğinde,
Tanrı bir kez daha var olmayı seçiyor evrende.
Işık dönüyor, taş sessizleşiyor,
Ben yeniden düşünceye karışıyorum.
Aşk —
Sen mi bendin, ben mi sendim,
Bir aynanın iki yüzü müydük,
Yoksa aynı yokluğun yankısı mı?
Aşk, zamandan önce doğan bir soru belki —
Yanıtı olmayan bir varoluş nedeni.
Kimse ne yaşadığına bakmaz
Herkes ne olduğuna bakar
Oysa olduğumuz şeyler
Genellikle yaşadığımız şeylerdir
Acı şeytan doğurur kimi vakit
Mutluluk ise sürekli melek
Ayrılık, zamanın en keskin bıçağıdır —
kesmez aslında,
ama içimizdeki bağı yavaşça inceltir,
ta ki kopmak artık acıtmayana dek.
Bir kelimenin son hecesinde başlar bazen,
Bir kapı kapandı — sesi hâlâ yankı,
Eşyalar yerinde ama zaman eksik.
Bir fincanın dudağında kalan iz,
Artık kimseye ait değil.
Ayrılık,
Ben azın yanındayım, o dar ve derin kuyuda,
Kelimelerin tartıldığı, sesin demlendiği uykuda.
Bir sırrı taşımak, bin dağı aşmaktan zormuş meğer;
Çoğunluk naralar atarken, ben boğuldum bu durgun suda.
Pervasızdır kalabalık, çiğner geçer bahçeleri,
Bahara dönüyorum —
içimde çözülüyor kışın suskunluğu,
donmuş kelimelerim
yeniden filiz veriyor.
Adımlarım hafif artık,
Açtı dağ yamaçta bahar çiçeği,
Mis gibi kokuyor, serin geceyi.
Rüzgârla dans eder sarı kelebeği,
Göz alır renkleri sabah güneşi.
Toprak uyanıyor tatlı uykudan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!