Dilin Gizli Özneleri
Seni beklemek, en yalın fiilidir ömrümün,
Zamanın boşluğuna asılı duran bir oluş.
Kırık dökük cümlelerin içinde ararken sesini,
Bir bakmışım, en derin kederimin tek öznesi olmuşsun.
Dil, varlığın evidir —
ama ben o evde bir yabancıyım.
Her kelime, beni biraz daha susturur.
Konuşmak: kendi mezar taşını oymaktır.
Sessizliğin eşiğinde doğar kelime,
Henüz ismini bilmez gökyüzü, taş, su...
Bir bakış, bir nefes, bir titreyiş,
Ve dünya şekil alır dilin sıcak avucunda.
Dilsiz bir varlık, yönsüz bir rüzgâr gibidir,
Gözlerin düştü aklıma birden,
Geceydi, ay bile suskundu.
Bir yıldız gibi kaydın kalbimden,
Dileğim sendin, yokluğun kunduzdu.
Bir söz söyleseydin, fısıltı gibi,
Ey kadim şehrim, ey Diyarbakır!
Zaman sana dokunur da geri çekilir,
Çünkü sen, çağları aşan bir yankısın,
Taşında tarih, gölgende asalet akışı.
Surların yedi çağ bilir seni,
Taşına yazılmış sevdanın adı,
Diyarbekir bir başka yaradır.
Mazide saklıdır her bir feryadı,
Tarihin dilinde canlı duadır.
Surları geçmişin sessiz tanığı,
Güneş doğar usulca dağın ardında,
Sis öper yamaçları sabah vaktinde.
Horoz sesi yankı olur taş duvarda,
Bir çoban yürür sessizce meraya.
Çimenler ıslak, geceyi anıyor,
Doğruyu bil, doğrudan şaşma,
Eğri yolun sonu çıkar yokuşa.
Hak yolda yürüyen düşse bile,
Başını eğer, yine kalkar yerden.
Yalanla büyüyen ömür kısadır,
Doğruyu seç, emniyetten şaşma,
Yalanla yürünmez hakikat yolda.
Bir söz düşün, gönle umut eker,
Bir söz de vardır ki kalbi söker.
Emek ver, sabret, zamanla görürsün,
Gölgeler krallığından geçiyorum.
Dokuzuncu kapı son durağım.
Son durakta sonsuzluk var derler.
Mutlu sonsuz olmak istiyorum.
Üç kitap var, biri gerçek orijinal.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!