Ruhumda bir bahçe var — solmuş güllerle dolu,
her biri bir günahın, bir özlemin anısı.
Zaman, paslı bir bıçak gibi işler kalbime,
ve her hatıra, yavaşça kanar gecede.
Bir zamanlar güzelliğe inanmıştım,
İnsan neyse o değildir,
Çünkü önce vardır, sonra kendini çizer.
Yoktur doğuştan yazılmış bir kader,
Sen yazarsın özünü, her yeni seher.
Tanrı sustu, boşluk kaldı geriye,
Aşk,
belki de ruhun kendine sorduğu
en eski sorudur:
“Ben kimim
ve kimde tamamlanırım?”
Seninle başlar her sabah,
Ama ben seni seçiyorum yeniden,
Her an, özgür bir karar gibi,
Ve her karar, dünyamı yeniden yaratıyor.
Aşk, bir sahip olma hâli değil,
Hak bildiğin yol da
Şehadete yürüyorsan eğer
Sen de artık bir vatansın
İnancın ise bayrağın
İnancını muhafaza eyle ki
Vatanın istila edilmesin
Bir gül kopardım sabahın sessizinden,
Yaprağı elimde eridi — bir “belki”nin içinde.
Her umut biraz yanılgı,
Her yanılgı biraz ben.
Rüzgâr anlattı:
Bazen bir veda ya sığıyor ömür
Gitmekte kalmakta bir seven için
Nefes nefese derin boşluk büyür
Dağlarda yeşermez artık bahar
Kent sokakları prangalarca yontulmuş
Ekranlar yanıyor —
ama kimse birbirine bakmıyor.
Piksel kadar gerçek,
ve sonsuz kadar sahte bir evrende
kendimizi kaydediyoruz,
yeniden,
Bir nefes ki, sonsuzluğun kapısı,
Her anı bir mucize, her an bir veda.
Doğuşla başlayan bilinmez yolcusu,
Var olmanın sancısı, var olmanın edası.
Güneşin doğuşuyla uyanan umut,
Yaşamak, bir su gibi akmak belki,
Taşa çarpa çarpa öğrenmek dibi.
Bir gülüş uğruna yanmak sessizce,
Bir damla sevinçle çoğalmak gibi.
Gün doğarken kokusunu duymak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!