Kendi karanlığımda ördüm bu ince duvarı,
Suskunluğum ipektendi, sabrım ise derin.
Kalbimde sakladım o kadim, yakıcı harı,
Bekledim vaktini, o en tılsımlı kederin.
Dar geliyor artık bu göğüs kafesi bana,
Aşkın bir kulpu var, görünmez bir çember gibi
dokunduğunda içini titreten,
tutuştuğunda seni kendine çeken.
Ne tam kavranır,
ne de bırakırsın kırılmadan;
Mahpusluk anne
Şimdi anlatamadığım bir hayat
Uçurumlar nefes alır durur
Sustukça hayat bulan var mı
Eceli tarif etmeye hiç gerek yok
Aklımızın ermediği bir hesap bu
Aşk —
Bir başlangıç değil, bir dönüş.
İnsanın kendine, kendi içindeki sonsuzluğa yürüyüşü.
Ne bedende doğar, ne gözde biter;
Bir fikir gibi başlar, bir varlık gibi büyür.
Aşkın mezarı cana oyulmuş,
Gecem gündüzüm yasa soyulmuş.
Kalpte yangınlar gibi koyulmuş,
Her gözyaşında izi duruyor.
Gittiğin yollar bana dar gelir,
Sen bir bahar, ben dalında çiçek,
Gözlerinle başlar her güzel gerçek.
Bir bakışın yeter, dünya susar,
Kalbim seninle sonsuza uzar.
Rüzgâr taşır adını, fısıldar geceye,
Aşk, sadece sevmek değildir,
Kendini yaşamda tanımaktır.
Sen varsın her sessizlikte, her yankıda,
Ve ben, seninle var olmayı öğrenirim.
Ben seni düşünürken, zaman eğilir sessizce,
Dakikalar gövdemde yosun gibi büyür;
Varlığın — bir yankı mıdır benim içimde,
Yoksa ben mi senin düşünde var olurum, kim bilir?
Bir bakışın dokunur evrenin zarına,
Sen misin, ben miyim, yoksa bir hayal mi
Bu içimde kanat çırpan vuslat?
Adını unuttum, suretin silik,
Ama kalbim bilir seni, her zaman ve her saat.
Ne bir yüz ararım, ne bir ses beklerim,
Aşk, bir sözcük değil, bir sessizliktir,
Kalbin kendi kendine düşündüğü andır.
İki ruh birbirine değdi mi,
Evren susar, zaman kendini unutur.
Biz, bir anın iki ucuyuz belki;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!