Karanlığın içinden yükselir bir ses,
“Artık yeter!” der,
“gözlerimizdeki zincirleri parçalamanın vakti geldi.”
Her put, taş değil yalnızca,
her put, suskunluğun, korkunun,
ve boyun eğmişliğin gölgesinde büyüyen bir yanılsama.
Racon sevmektir şimdi
Gönül yükünü ağır görmeyerek
Edebi elden ederiyle bırakmadan
Güzeli güzelce sevmeli her insan
Ne bir kuşun kanadı kırılsın
Ne bir insanın yüreği yansın
Niyet o dur ki aşk ferman yazsın
Evet mümkündür çok şey istedik belki
Ama ödediğimiz bedeller daha büyük
Yedi rengin altından geçtim, ruhum sırılsıklam,
Kırmızıdan bir hüzün aldım, maviden bir parça gök.
Yürüdüm, menzilimde ne bir kuş var ne bir gam,
Adımlarımda bir hafiflik, sanki sırtımda dünya yok.
Ve işte burası... Renklerin toprağa sızdığı yer,
Fırçamı daldırdım sessiz renklere,
Kâğıt bir rüya şimdi ellerimde.
Ne kalıp ararım ne de bir sınır,
Gönlüm nereye isterse oraya kırılır.
Bir çizgi başlar içimin ucundan,
Rojinamın —
Adınla başlar sabahın anlamı,
Işığınla uyanır içimdeki evren.
Sensiz her gün, yarım kalan bir doğuştur,
Güneş doğsa da ben karanlıktayım.
İçimde dinmeyen bir fırtına esiyor,
Zaman ince bir telde umudumu kesiyor.
Kendi derinliğimde boğulurken her gece,
Sessizlik dudağımda düğümlenmiş bir hece.
Benliğim bir aynadır, sırrı dökülmüş eski,
Geceye eğildim, yıldızlar sustu,
İçimde bin yıllık bir sır uyandı.
Ne dildir bu, ne de sessizlik,
Kalbimle konuştum… hak duymaktaydı.
Yollar vardı içime doğru kıvrılan,
Külle başladı her şey,
Sessiz bir yanışla…
Zamanın imbiklerinde damıtıldı kalbim,
Ve senin bakışınla altına döndü gölgem.
Aşk, bir deney tüpüdür aslında —
Bir rüzgâr geçiyor eski sokaklardan,
Adımı hatırlıyor taşlar hâlâ.
Bir gölge düşüyor kalbime usulca,
Senin sesine benziyor, solgun bir dua.
Zaman, kırık bir aynada titriyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!