Gün doğmadan kalkar, yola düşer sessizce,
Ay daha gökteyken başlar hayatın ta kendisine.
Elinde nasır, sırtında yük, gözünde umutla parlayan sabır,
İşte o: Emekçidir adı, yeryüzünün en büyük kahramanı, sarsılmaz bir tabir.
Demiri döver bir ustalıkla,
Bir harf gibi düşer gece alnıma,
Kader mi, dua mı, kim bilebilir?
Bir çizgi var sanki sonsuzlukta,
Yürek yürür ama yol nereye gider?
Doğarken yazılmış, derler eskiler,
Alışır mı insan virane iken
Yalnızlık şarkısı susmaz iken
Hani kırgın dargın büyür iken
Alışır mı insan yaşamaya
Yaşamak denir se buna tabi
Aynalar suçlu konumunda
Mutluluk, bazen bir yanılsamadır —
parlak, sıcak, ama kaypak bir ışık.
İçine girersin,
her şeyin anlamlı olduğunu sanırsın;
oysa o anlam, sadece göz kamaşmasıdır.
Acı, ruhun kendi sesini duymasıdır.
Bir yara gibi görünür dışarıdan,
ama içte — bir uyanıştır.
İnsan acı çekerken dağılır,
ama o dağılma,
Kan içindeyim bugün
Düşmüşüm bir pusuya
Gece içinde üşüyorum
Şafaklarım hani nerde
Yüreğim çok bile dayandı
Bu yaman ağır acılara
Emekçiler zor günde bile el ele
Tohumlarını sevgiyle serpiştirir
Güzel bir koku var alın terinde
Yeni bir gün doğarken filiz verir
Minnet ve şükranla emekçilere
Helal rızık iyi bir yaşam içindir
Adalet…
Bir terazidir belki,
Ama kim tutar teraziyi?
Eli güçlü olan mı,
Yoksa gücün ağırlığını bilip
Eğilmeyen mi?
Hayat nedir bilmeyen ölümle yıpranan
Zerre mutluluk kırıntısı kalmışsa kuytu köşede
O mutluluğu okur mu allah diye insan
Şayet allah kimi zaman
Susayanın bulduğu su
An gelir, susar kelimeler,
Bir bakış yeter anlatmaya.
Kalbinde saklı bir ezgi gibi
Çalar hayat, usulca, yara yara.
An gelir, düşer aklına eski bir gün,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!