Bir geceydi — gökyüzü, demirden bir kefen gibi ağır.
Şehrin damarlarında sessizce dolaşan bir düşünce,
bir kalbi durdurdu.
Cinayet, kanla değil,
bir fikrin doğum sancısıyla işlendi.
Kara topraktan kim ayrı düşmüş
Yiğide kara toprak sadık bir yardır
Öyle bir hasret var ki kardeşler
Şehadet şerbeti yiğide haktır
Haktır elbet yiğide kara sevda
Ya su ol ak deryaya ulaş ya taş ol yolları kapat
Biraz da tercih meselesi yani ey yaren
Duvar yapmakta duvar yıkmakta sana kalmış
Sen sen ol bir şey yapmadan önce hakkı öğren
Sanma ki dağlar yollar engeldir insana
Yiğit olan hiç bir yürek sürgünden kaçmadı
biz ki zindanları inancımızla paslandırdık
sevdalı yüreklere tutsaklık yok
aşka düşenlere gece yoktur
çünkü her bir sevda bir ışıktır
zifiri karanlığı durmadan aydınlatan bir ışık
Herşey den önce
Kendimizi kaybederiz
Ama hayat acımasız işte
Kimi ilkler sona kalıyor
Mektubumuz bir çift gözde saklı
Okunur okunmaz meçhul
Bir var oluşum aşktan yana
Çarmıha gerse de hayat
Tutku yine göğe yükselir
Bir toz bulutu içinde neyiz
Her şeye bir şey gerek
Bir sevda var sürekli bizi anlatan
Gökyüzüne olan hasretimiz gibi sıcak
Sonra sen oluyor her şey ben dahil
İnsanoğlu sevince sevilmeyi arıyor
Belki de sihir büyü burdadır be aşk gülüm
Her şey zıttıyla mevcut bu dünyada
İyi, kötü, soğuk, sıcak, uzun, kısa, güzel, çirkin
Hayatın kendi dinamiği bu her alanda
Her şeyin zıttı ile olması irade tanımıyor
Çünkü olma zorunluluğu var her zaman
Hastayım lan sana
Uzattığın elinin teri olayım
Sen zaten alnıma yazılansın
Senin kadar güzel bir yazgı görmedim
Yanıyorsun içimde sönmüyorsun
Heval,
yolun en sessiz yerinde bile
bir dostluğun izi ısıtır insanın içini.
Çünkü bazı bağlar
sözle kurulmaz;
aynı göğe bakmanın ağırlığıyla,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!