Senin sesinle başlıyor sabahlar,
Bir maden gibi ağır,
Bir bakışın, bin yıllık bir element.
Kalbim —
Bir laboratuvar gibi çalışıyor içinde,
Ayrılık dediğin nedir ki yaren
Aynı mehtabın altında
Gönüllerimiz birken
Nasıl ayrı olabiliriz
Sevda kuşanmışız hak yolunda
Bir rüzgâr geçer saçlarından,
ben o rüzgârda kaybolurum.
Bir bakışın yeter,
bütün yollar sana çıkar.
Adını sessizce söylerim gecelere,
Aşk bir cümledir,
ama dil bilgisi ona yetmez.
Özne “ben” sanılır,
yüklem “sevdim”—
oysa ikisi de
seninle yer değiştirir.
Başlangıç gizlidir,
aşk da öyle başlar—
kimse fark etmeden,
hatta kalbin kendisi bile
olan biteni adlandıramazken.
Kalp aşkın hanesidir sevenlerin mabedidir
bazı cahillere ne bakıyorsun onlar kör
bu da yetmez onlar sağır bil ki aldanma
inancın tam değilse onlara uyarsın tutarsızca
Kalp dersin aşktan üstün değil derler
Aşk, mevsimlerin görünmez takviminde
Kendi zamanını yaratır;
Ne tamamen bahardır o,
Ne bütünüyle kış…
Aşk, yılın her hâlinde
Kendini yeniden tanımlayan bir varoluştur.
Aşk bir reaksiyon değildir,
ama onsuz
hiçbir bağ kurulmaz.
Moleküller yaklaşır,
çekinir,
sonra cesaret eder.
Bir varlık seslendi içimde,
Adı sendi — ya da ben, bilmiyorum.
Zamanın suskun yüzünde
Bir iz bıraktı nefesin:
“Sevgili vardın diye var oldum…”
Gözlerin bir yangın, içime düşen,
Geceyi delip de gönlümü üşüten.
Bir damla bakışla har olmuş beden,
Bilsen ki sevda nasıl da yakar.
Sözlerin rüzgâr, serin mi serin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!