Ben, senin kalbinde eskimeyen bir bergüzar olmak diledim,
Hani o her bakışta ruhu tazeleyen, toz kondurulamayan emanet.
Seni sevmek; ömrümün en kıymetli mücevherini avuçlarına bırakıp,
Kendi varlığımdan geçmek, sende bir iz, bir hatıra kalmaktı.
Zamanın o hoyrat eli değmesin diye sakladım bu sevdayı,
Ben seni severken,
zaman düşünmeyi unuttu;
anlar, neden-sonuçtan
azat edildi.
Bir saat durdu içimde,
akıl sustu, kalp konuştu.
Şimdi hangi cehennem yeter
hangi cennet sana benzer
alev halinde kuşatılmışım
ben yanan sen yakansın
Dudaklarımdan düşmeyen yarsın
Ben vurulurum anne
Yırtık gömleğim kana bulanır
Senin bana sarılman yasak
Tel örgüler aramıza engel
Hayat acımasız anne
Gözyaşları kadar temiz değil
Kimdir bu “ben” — ses mi, sessizlik mi?
Bir aynaya bakarım, gözlerim geri bakar,
Ama hangimiz kimdir orada?
Bakan mıyım ben, yoksa bakışın kendisi mi?
“Ben” derim — bir kelime, bir soluk,
Gökyüzünde süzülen beyaz güvercin,
Kanatları rüzgarla dans ederken,
Bir umutla uçar, sevda izlerken,
Barışın simgesi, huzurun sessizliğidir.
Gözleri derin, kalbi saf ve temiz,
Bilemiyorum artık sevebilir miyim
Bedenim çok yorgun düşmüş
Karanlığın yıkık virane duvarı gibiyim
İsyanda yazılmaz hasrette artık bana
Bilemiyorum artık yaşayabilir miyim
Uzakları oynuyor her şey sanki
Yürürken dünyada dik başla ama,
Bil ki eğilir dal, meyvesi varsa.
Sözün tartılı olsun, dilin terazi,
Bir kelime yıkar, bir söz yapar saray.
Bilmediğini sormaktan korkma,
Okumadan geçer mi bir ömür doğru?
Bilgisiz yürürsen kaybolur yolcu.
Kalem, kılıçtan da güçlüdür inan,
Bir harf öğretirse eğil baş eğlen.
Emek vermeyenden umut beklenmez,
Bilir misin, bilmek neye benzer?
Bir ışıktır — ama dokununca dağılır,
El uzatırım, kavrarım sandığım her şey
Yeni bir bilinmezliğe açılır.
Zihin bir denizdir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!