Bilgi bir ışıktır, yoldaş olur sana,
Karanlık düşünce düşer arka plana.
Okudukça büyür içindeki evren,
Her harf bir anahtar, açar gizli perden.
Çalışmadan gelen başarı yalandır,
Zamanın dilsiz çarkında, bir an’a hapsolmuş cevher,
Nedir bu ten denen kafes, içindeki hangi sefer?
Düşünce; dipsiz bir kuyuya atılan sığ bir taş,
Varlık; hiçliğin kıyısında verilen o sessiz savaş.
Bakıyorum eşyaya; adı benden, tadı benden değil,
Dost gözüne kötü gelmek
Özüne sözüne ayrı düşmekle aynıdır
Özüne sözüne dönen Bilir ancak can
Yürekte olan sevda ne ağırdır
Ya hak de can gönülde aşktır canan
Bir kapı vardı içimde,
Sessiz, kapalı, ama çağıran.
Elimde ne anahtar, ne cevap —
Yalnızca arayışın kendisi.
Taşa dokundum. Soğuktu.
Bir adın kaldı dudağımda sessiz,
Bir yankı gibi dolanır içimde.
Ne varsa benden giden, sensiz,
Hepsi döner bir gülün biçiminde.
Bir bakışın kalır bin geceye bedel,
Bir yola çıktım — ne başı belli ne sonu,
kum taneleri gibi dağılıyor anlar avuçlarımdan.
Her adımda bir iz bırakıyorum,
ama rüzgâr, benden önce varıyor menzile.
Sordum göğe: “Yol nereye varır?”
Sinir uçlarım da bir hayatın serzenişi
Keşmekeş halimden kalma
Yol ayrı mı daha kaç hayat eder
Bir şiirlik canı olan sevda değil bizim ki
Neler yazdık kendisine yetmedi
Bu aşkın ucunda kaç can var
Bir akşam sessizliğine karıştın,
gökyüzü mor bir anı gibi asılı kaldı.
Rüzgâr bile adını fısıldıyordu,
her esişinde biraz daha eksildim ben.
Gözlerin…
Gün dönerken usulca akşama,
Rüzgârda biriken eski zaman,
Kalbimde bir sızı, bir yudum hüzün,
Yine adını anıyor her liman.
Gökyüzü mor, bulutlar yorgun,
Söylemeden sevdim seni,
Bir bakışta, bir gülüşte saklı.
Kalbim, adını ezberlemiş gibi,
Her atışta sen varsın artık.
Bir yolum vardı sana çıkan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!