Biz ne zaman kazandık ki ubey
Ne zaman gerçekten yaşadık
Bak aldığımız nefes bile bir sır
Ne zaman elimize bir gül aldık
Hep ustura ağzında kanamadık mı
Dört duvar arasında prangalar eskittik
Ben hiç uçurtma uçuramadım
Ama hep bir uçurtma çizdim
Mahpushane duvarlarına
Çok sürgün gördüm
Her bir sürgünde
Yüreğimi taşıdım sonsuzluğa
Üşüyorum yine cehennem yamacında
adın ile yüreğim dağlanıyor sevgili
gül yüzüne hasretim yokluğunda
yağmur damlasında arıyorum seni
Bir hasret ki uyandı bende
Kaybolmaktayım ararken benliğimi
Ufuktaki varlığıma hiç benzemiyor
Ah yoksa bu yokluğumun kendisimi
Ufkumun yalnızlığı varlığımı eziyor
Yaşarken ölürüm ölüm hayatın ibadetidir
Yaşamayı bilmeyen ölmeyi de bilmez
öyle kolay değildir adam gibi yaşamak
hiç kolay değildir adam gibi ölmek
yaşamakta ölmekte adamlar için
diğerlerine zulümdür bu
hele birde sevmek var ki
Yaşamaktır yine en güzeli sevgili
Sürgün olmadan zindanla hiç tanışmadan
Yaşamaya hasret prangalara vurulmadan
Yaşamaktır yine en güzeli sevgili
Ölümlere değip bir gül gibi solmadan
Yaşamak gibisi yoktur yani
Yaşamalısın oğlum yaşamalısın
İnsan dediğin yaşadıkça var olandır
Yaşayıp hayata doymalısın
Değil ki sana diyorum değerlerinden kop
değerlerden kopmadan da yaşayabilirsin
Yaşarken yine değerlerini yüceltebilirsin
Bir gün mapushane de
Yine ben içerdeyken
Pencereden dışarı baktım
Dışarda kar yağıyordu
Bir gül ip ince up uzun
Karlar içinde dağların başağı gibi
Yaşam dediğin terlemektir
Ölüm ise üşümektir
Bunlardan birine kızmak olmaz
Çünkü bunların ikisi de kardeştir
Ve bir bütünün parçasıdırlar
Yani tek bir köke bağlılar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!