Beklesin dağlar yollar yoldaşlar
ateşin bağrından kopar gelirim
ben yanarak eskittim bu cehennemi
gün ışığına hasret şafak beklerim
elimizde değil yanmak yanmamak
biz gönlümüze biat ettik o kadar
Beklemek seni en güzel halde
beklenen sen olunca sultanım
kanım içerden akar gül yare
uyutmaz beni hayalin sultanım
Yedi iklim ağlasam yine yetmez
Aşk sınır mekan boyut tanımaz
İşte ben şimdi öyle bir boyuttayım ki
Kuşatılmış sınırlar hudutsuz
İçinde bulunan mekan sonsuz
Arşa uzanan boyut doyumsuz
Sürgün gibi içimden geçiyorsun,
Her adım yüreği kanatıyorsun.
Hasretin yel olup savuruyorsun,
Ben seni özlemekle tükenmişim.
Gurbetin soğukla yoğrulan yüzü,
Bilmem ne zaman biter bu sürgün
ne sevebilirim artık gönlümce
ne yaşayabilirim hasretçe
bu yangını körükleyemem sevipte
Cehennem sanki gönlüme perde
Bir gülüşün kaldı gözlerimde hâlâ,
Sesin yankılanır boş sokaklarda.
Gidişinle soldu içimin rengi,
Bir mevsim eksildi tüm zamanlarda.
Geceler uzarken sensizliğe doğru,
Bir serçe kondu cam kenarıma,
Gözlerinde senin gidişin vardı.
Sessizlik sardı dört bir yanımı,
Kalbim, ismini usulca andı.
Geceler uzun, sen yoksan eğer,
Yalnızlık, insanın kendine sorduğu en sessiz sorudur.
Cevabı yoktur — ama yankısı vardır,
ve o yankı, bazen bir ömür sürer.
Kalabalıkların ortasında bile
bir boşluk taşır insan,
Bir rüya gibiydin, sessiz ve ince,
Gözlerinle doğdu ilk sabahım.
Bir gül açtı solgun gecemde,
Adını fısıldar her ahım.
Ay ışığı düşer yorgun pencereme,
Bir odanın sessizliğinde oturuyorum,
Saatin tik takları, tek dostum gibi.
Camın ardında gece,
Ve gece kadar derin bir boşluk içimde.
Konuşsam, yankım kendime çarpar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!