Gözlerin yokken sönüyor gece,
Ay bile eksik, yıldızlar sönük.
Bir adın kalmış şiire hece
Bir yerinde, hep kanar, hep kırık.
Dudaklarımda suskun bir hece,
Hangi mevsimi incittim ki ben
Böylesine hep yara aldım
Hangi gül incindi ki benden
Böylesine hep yara kaldım
Ceset ceset dolaştım sokakları
Kalbimin en derin yerinde bir iz,
Ne rüzgâr siler, ne zaman silmiş.
Adınla yanar o kara deniz,
Süveydam orda… kimse bilmemiş.
Ne yemin eder, ne inkâr eder,
Yüzleri yok, yalnız mühürleri var,
Bir harita çizerler karanlıkta gizlice.
Altınla örülmüş görünmez bir duvar,
Yasalar eğilir onların dizine.
Bir söz eder, kıtalar titrer,
Tanıdım geceyi
Benden daha ak
Cehennem de neymiş
Benden daha soğuk
Uzat ellerini gözyaşlarıma
Gözlerime bak
Tanıyamıyorum kendimi
ayna yine aynı ayna
ama bu yüz bu tebessüm
zamansız bir mekan gibi
sınır yok boyut sonsuz
bir adım ötesi uçurum hani
Taşların arasında yankılanan bir sessizlik var,
Ne ölümün, ne doğumun sesi —
Zaman bile diz çökmüş bu avluda,
Çünkü hakikat konuşmaz,
Sadece bekler.
Her sabah, taş beni bekler.
Soğuk, ağır, sessiz…
Dağın eteğinde gölgem bile yorulmuş.
Yine de ellerim onu kavrar —
çünkü başka bir anlam yok.
Bir çekiç iner sessizliğe,
Taşın içinde yankılanır sonsuzluk.
Usta susar, çırağı dinler,
Çünkü hakikat, söylenenden çok sezilendir.
Her taş bir benliktir, yontulmayı bekler,
Bir sabah, güneş yine doğdu.
Dünya yerindeydi,
Ama ben,
Yine de yabancıydım her şeye.
Yollar aynıydı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!