Mülteciyim asi yüreğimle sevdana
biliyorum ki bu cehennemi
ancak sen uslandırabilirsin
yaşam ateşimsin yürekte sevdam
hani zindandım ben bir ateş yuttum
hasretinle alev alev tutuştum
Kim ne derse desin
Biz meçhul yolların firari yolcularıyız
Sevdamız için yürek yakar
Yine de sevdiğimizden kaçarız
Bir kadehte demleniriz dostlarla
Muhabbet içinde bir hoş olur
Şiirdi muhabbetin en güzelinde
İçerde can mağrur canana akar
Her şeyden hiç bir şey oldum ben
Böyle anılıyor aşka layık aşıklar
İstersen şimdi bana mektup yaz gönder
Hücrem tümüyle aşk ve hasret yuvası gibi
Demir parmaklıklar bana yoldaş olur
Gözyaşlarım ziyan olmaz dökülür aşkı sevdaya
Aşkı zindanda öğrendim ben böyle bir sabrı
Gece, kalbimin en eski misafiri—
sessizce gelir, kapımı çalmadan girer.
Gölgeler düşüncelerime sokulur,
sanki her biri
uzun zamandır konuşmak isteyen bir anı.
Melekler şeytan doğurdu
Şeytanlar melek
Herkes birbirini suçluyor
Ama kimse demiyor
Bunları yapmamak gerek
Peki kim yaptı bu kelegi
Bir melodi düşer kalbime,
adını fısıldar zamansız bir akşamda.
Sesin değil bu—
varlığın titreşimi,
sessizliğin içinden geçen bir anlam.
Geçtik zindanların içinden
Ey özgürlük sana merhaba
Direndik nice zulümlere
Ey hayat sana merhaba
Sevda ateşinde yanan biziz
Ben hiç böyle yaşamadım
merhaba sana ey şafak
yine yanıp tutuşarak kördüğümüm
merhaba sana ey aşk
Hani nerde o puslu gözler
Sonbahar yine sessizce sokuldu pencereme,
Yapraklar gibi dökülüyor içimde eski günler.
Bir rüzgâr esti — tanıdık, ürkek, eksik —
Belki senin adını taşıyordu, belki sadece serinlik.
Kış, ardımdan usulca geldi sonra,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!