Her şey zincirleri kırmakla başlar
İnsanoğlu sınırda kimliksizdir
Zincirleri kırıp sınırdan öteye geçmeli
Öyle yada böyle bir adım şart
İyi kötü her şekilde karşılığı alınır
Mesele hayatın koşuşturmacanın içinde olmak
Ne diyelim ki hani gören görür
Var oluşu yok oluşum da
Esasen soru da cevap da bizde
Etki tepki meselesi tümüyle hayat
Duvarlar, suskun bir çağın tortusu,
Her taşında eski bir nefesin yankısı var.
Kendimi dinledikçe büyüyor karanlık,
Ve karanlık büyüdükçe içimde bir ışık yanıyor—
Çünkü insan, gölgelerin içinden
Kendi yüzünü tanımayı öğreniyor.
Gözlerinde donmuş eski bir yemin,
Bir aşkı saklarsın dikenli dilin.
Kalbin sur çekmiş her duvarına,
Sevmek mi? Yasaktır… Giremez kimse.
Sana dokunmak, bıçakla yürümek,
Evren akar —
Ne rastlantı vardır, ne tesadüfün soluğu.
Her dalga, her düşünce,
Bir zorunluluğun sessiz yankısıdır.
Ben de o akışın bir damlasıyım,
Yüzünün şafağına düşen o siyah gölge,
Bir şairin ömrünü adadığı mukaddes bölge.
Düğüm düğüm olmuş o zülfün her bir teli,
Sanki bir efsunla bağlamış esen yeli.
Gül yanağına değen o kıvrımlı uçlar,
Ferman hayat atar dışarı ölüm alır içeri
girdaba düşen kıramıyor zincirleri
Hüzün ve mutluluk içtima alır firar var mı diye
firar gezen eşkıya olmuş bir hasret vakti
Üstte neyse, altta da odur,
Işıkla karanlık aynı kökten.
Ruhum bir aynadır, içi doludur,
Gizli bir sözle başlar her döngüden.
Merkür sessizce akar damarımda,
Ah ömrüm sevdam asi gönlüm
Diyarbakır diyorum Diyarbakır
Çocukluğum yine dağları dolanıyor
Ben bu baharı çok bekledim
Şimdi öfke yok mutluluğa akıyorum
Ah Diyarbakır ömrüm gönlüm
Ah ben yitik biriyim
Bir şu Diyarbakır
Bir de bu gözlerin olmasa
Ah ben bitik biriyim
Gözlerindir yara aldığım tek kavga
Hasretin gönülden geçip dilime düşmüş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!