Tıpkı hayat gibi kardeşim
Bazen insan bir şey görüyor
Bazen hiç bir şey görmeden umut ediyor
Ama sonlar genellikle hep aynı
Suyu gördüğü halde
Çatlayan toprakla yüzleşiyor insan
Hayat hep bir eksik yaşamaktır
neye sahip olursan ol
ne kadar güzellik yaşarsan yaşa
hep bir eksik yaşarsın hayatı
hiç bir mutluluk tamam etmez insanı
oysa ki acılar eksiye vurur her bir insanı
Şehrin üstüne gece iner yavaşça,
Pencerelerde suskun ışıklar yanar.
Bir piyano sesi, ince bir sızı gibi,
Kalbin en gizli odasına sızar.
Adam yürür, düşünceleriyle yan yana,
Özne sandım kendimi,
cümleye ben başladım sanırken—
meğer sen gelince
fiil anlamını bulmuş.
Bağlaçtın sen,
Herkes çocuk sahibi olmamalı,
Her kalp taşımaz bu ağır yükü.
Bir hayat var, bir umut var içinde,
Herkes aşamaz bu yokuşlu yolu.
Sevgiyle büyütmek gerekir,
Katedralin gölgesinde bir beden yatıyordu,
mumlar titrerken harfler kanla yazıldı.
Bir çember, bir haç, bir gül —
her biri bir parça, kayıp bir hakikatin yankısı.
Sanat sustu o gece,
Dünya kanıt istiyor,
neden sevdiğimi soruyor bana—
oysa sevgi,
ispatlandığı anda
kendini inkâr eder.
Kitaplara sarılır yürek satırlar kan revan
Yürek tanısa gözler yabancı kalır hatıralara
Sürgün kentlere serpilir inceden bir hasret nöbeti
Tütün kokusu karışır ah bir çağ yangınına
Göz göze tüm yanmalar ve lokmalar acı
Ses nefes ıslık bir şehri uyandırmakta
Dönüşüm içindeyiz; kaos içinde yıldızımız parlayıp sönüyor. Kendi batışımıza gönüllüydük bu denli batmadan önce. Şimdi her türlü sıradanlığa razıyız, duymamak için duyduğumuz ızdırabı. Dönüşüm sancılı geçiyor; gerçeğin gerçekliğinden ödün vermemiş haliyle bir insan neden kendi batışını istesin ki? Yeni bir benliğe başka tür ihtimal yok mu? Hiçbir zaman tamam olmadık; dibe vurmuşluğumuzu sezince anladık. Değildik zaten; içimizdeki kaos gitgide büyüyor. Buna öz şefkat, öz saygı göstermek mümkün değil. Yeni bir biz için daha ne kadar kendimizi aşağılamamız gerekiyor? Bu nasıl bir yücelmek, kendini aşağılayarak? Yaşam dolu tek hamle bu mu? Yükselmek için yeterince batmalı insan, sonra bunu yüceltmeli. Böyle buyurdu Zerdüşt kitabında: "Kendini aşağılamayan insan, en aşağılanası insandır." Der ki, kim kendine "tamam" derse, en eksik odur. Demek bu kaostan yıldızlara uzanan süreç, kendi batışını idrak ederek deneyimlemek; dönüşüm sürecinde kendi batışını kabul etmek, yükselmeyi, yücelmeyi kabul etmek aynı şey aslında. Herkesin dans eden bir yıldıza ihtiyacı var; kaosu ardında bırakabilmiş, yaşama sevinciyle refaha erebilmiş.
Sinan Bayram
Yeni bir umutla dirildim sanki
yoksa o umut gözlerin miydi
gözlerinse esirinim artık
ışığım sensin bu karanlıkta
Bir tebessüm et aşk için




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!