Bir düşün içinde yankı var hâlâ,
Zaman bir ırmaksa, akıp nereye?
Kendi suretime dokunsam usulca,
Dağılır mı benlik aynada diye?
Sessizlik konuşur, sözler sustuğunda,
Sessizce çekildi geceden gülüşün,
Bir yıldız daha düştü içime usulca.
Adını andığım her an, ömrümün
Kıyısına vurur hüzün, dalga dalga.
Kaldı elimde solmuş bir mektup gibi,
Bir düşüncenin kıyısında oturuyorum,
Sessizlikle örülmüş bir zaman diliminde.
Sorular var içimde, kimliksiz ve sonsuz,
Cevaplar suskun, tıpkı gece gibi derin.
Güneş bile sorgular bazen doğuşunu,
Siyahın derinliği, kışın buzdan nefesi,
Ruhta yankılanan o çığlık, keskin, hevesi.
Her dize bir çizik, kalbin tahtasına,
Acıdan dokunmuş, incelikle yasına.
Gölge oyunları oynar zihnin labirentinde,
Kalbimde ince bir sızıyla geldin,
Gecenin en suskun saatinde.
Adını rüzgâr söyledi usulca,
Bir yaprak titredi dalında sende.
Baktım ki gözlerin bir sonsuzluk,
Gece indi, yıldız sustu
Zaman eğildi sonsuzluğa
Bir fısıltı geldi rüzgârla,
“Sen kimsin?” dedi boşluğa.
Ay, aynaya döndü semada
Sensizliğin ortasında
adını çağırıyor gece,
Yıldızlar titrek bir suda
yüzünü arıyor sessizce.
Kalbim, bir eski şarkı,
Gömülmek istiyorum artık
Madem mevsimlerden acı
Ve her dalda ayrılık var
Gömülmeliyim ben artık
Sevdan düştü içime,
Yandı yürek o biçim.
Gözlerin bir yıldızdır,
Doğar her geceme.
Bir gülüşün yeter ki,
Gönlümde bir yersin, adı sır gibi,
Ne gece söyler seni, ne de gündüz.
Bir resmin kaldı gözkapaklarımda,
Her bakış içime işleyen bir söz.
Sen geçince rüzgâr bile susar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!