Senden ayrı değilim, ama senden uzağım,
Bir hicran rüzgârı eser içimde her an.
Ne cismim burada, ne ruhum tamam,
Adını anarken yanarım, ey canımın canı, Sultanım…
Gönlüm bir dergâhtır, seninle dolu,
Bir gün batımı kadar sessiz sevdim seni,
ama o sessizlikte bir ömür saklıydı.
Zaman geçse de, kalbim öğrenmedi
unutuşun dilini.
Her sabah adını anarken
Bir sabah uyandım,
Ve anladım: hiçbir sabah yeni değil.
Her gün, aynı göğün başka bir yankısı,
Her nefes, ilk nefesin tekrarıydı.
Bana “yaşamak” dediler —
bir nefes alır kendince insan
kurtulur boş gürültülerden
ve bir aynada bulur kendini
ya sonsuzluk içindedir yada dipte
kendi sınırlarını karalar insan
Evrenin veri tabanında bir sayı dönüyor:
Bir denklem değil artık,
Bir kalp atışı — kozmosun algoritması.
Zaman, kendi çevresinde dönerken,
Galaksiler daireler çiziyor boşlukta.
Uslanmıyor deli yürek
Aşk yarası gönül dergahı
Niyet vuslata ermek
Aşka düşmenin yok günahı
Aşk her nefeste huzur
Gözlerin bir sabahın ilk ışığı,
dokundu mu yüreğim uyanır.
Her bakışınla açar içimde çiçekler,
suskunluğum bile sana adanır.
Rüzgârınla titrer yapraklar gibi kalbim,
İnsan nedir? Sormakla başlar yolculuk,
Bir ömre sığmaz bazen bir tek soruluk.
Bilmek ister, çözmek ister sırları,
Ama unutur çoğu kez, kendi içindekini aramayı.
Kimi bilgide arar sonsuzluğu,
Her doğan çocuk,
Evrene sorulan ince bir sorudur—
Cevap kimde saklıdır?
Ve kim, bir canın kaderine
Yön verecek kadar bilgedir?
Mapusluk nedir kardeş
hele söyle bana
karanlık mıdır yara içinde
dikiş tutar mı bu yara
söyle kardeş söyle
çünkü aklım ermedi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!